Ay teninde parlar yine geceler,
Güneş kalbinde sıcak, eritir kederler.
Yıldızlar saçlarından değil, senden alır parlak,
Benim özlemim sana yanar, her nefeste ıslak.
Ömrümde bir sen varsın, bir de bitmeyen bu hâl,
Ateşi bende saklı, aydınlığına vâsıl hâl.
Ne gök söner, ne yol şaşar, gönlüm sana
Lavinya Dergisi 4. Sayısı
Lavinya Dergisi Melis Gülcan Kapağı İle Sizlerle! Mayıs 2022 Aylık Kültür, Sanat, Edebiyat Dergisi! Şimdi Dergimizi Okuyun!Lavinya Dergisi
NOKSANLAR KENTİ RADYO DİNLE
Lavinya Dergisi
Son Eklenen Yazılar
AY TENİNDE
KUŞAKLARIN HAFIZASINA YAZILAN ÇOCUKLUK
Kuşaklar, zamanın değişen nefesini yansıtır.
Baby Boomers (1946–1964); yeniden kurulan dünyanın sabrını taşır.
X Kuşağı (1965–1979); analog çağın dayanıklılığıyla biçimlenir.
Y Kuşağı – Milenyum Kuşağı (1980–1996); sokakların özgürlüğünü ekran ışığıyla bir araya getirir.
Z Kuşağı (1997–2012); dijita
SENİN İÇİN Mİ?
Yanıyordu usul usul yıldızlar
yanmadan ışıldamak ne mümkün
şimdi gökyüzünde bir telaş var
sen mi geçiyorsun bugün buradan?
zaman, hummalı çalışan büyük bir usta
her gece yarısı sıfırlanıyor saatler
seni her gördüğümde bu hasta
yüreğim kendini temize çeker...
kar yağınca her yer bembeyaz,
FIRTINANIN İÇİNDE
Öfke…
En somut, en yakıcı duygu.
Ateşi tutmak gibi;
Yandığını hissedersin,
Ama bir yanın da yakmak ister.
Önce hafif bir rüzgâr gibi yaklaşır,
Sonra şiddetli bir toz bulutuna dönüşür…
Bir kum fırtınası kadar dehşetli.
Göz gözü görmez, sesler duyulmaz.
İşte öfke tam olarak böyle bir fırtınadır:
KAYBOLAN TOHUM
Bir zamanlar, her tohumun hikayesini fısıldayan kadim bir orman vardı. Bu orman, yalnızca ağaçlardan değil, aynı zamanda insanın ruhunda saklanan sınırsız potansiyel ve korkulardan örülmüştü. Herkesin cebinde, ne zaman e
ŞEHRİN KALABALIĞINDA KENDİNİ KAYBETMEK: MODERN YALNIZLIĞIN PSİKOLOJİSİ
Yalnızlık, sadece bir yerde tek başına bulunma hâlinden ibaret değildir; çoğunlukla çok daha derinde, insanın sosyal bağlarında arzu ettiği derinlik, samimiyet ve anlamı bulamamasıyla ilgilidir. Bu nedenle yalnızlık için, fiziksel bir durumdan ziyade duygusal bir deneyimdir diyebiliriz.
YÜZME BİLMİYORDU
“Atla suya dedim, atladı. Yüzme bilmiyordu. Biz onu çıkarana dek neredeyse boğuluyordu. Onu çekip sudan çıkardım diye… Bana öyle minnet duydu ki, atla diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu.” John Steinbeck’ten “Fareler ve insanlar”.
Bu cümle, insan doğasının karanl
KENDİNİ İZLEMEK
Sinemanın en büyülü anı, filmin başlaması değil, ışıkların sönmesidir.
O an, dünyanın bütün detayları kendiliğinden silinir: Yarım bırakılmış düşünceler, günün sıkıntısı, yüzümüzde taşınan maskeler, kendimize bile söyleyemediğimiz küçük yorgunluklar… Hepsi karanlığın içine gömülür.
Bence sinema, önc
YOLCULUK
Yapraklar sararmıştı havanın gözleri buğulu, kafası sisli gibiydi. Boğucu, bunaltıcı bir gündü.
Bugün bu şehirden ayrılıyordu. Ayrılmanın verdiği hüzünden olsa gerek, kendi hissettiği gibi görüyordu havanın durumunu...
Kütük gibi ağır bavulları ve sırtındaki çant
GÖLGESİZ KAVAK AĞACI
Derler ki: “Gölgesiz kavak, boyuna güvenenleri yanıltır.” İnce, narin, göğe yakın görünür ama kimseye bir karış serinlik vermez. Rüzgârı görünce eğilir, fırtına da savrulur. Kökü yerde, kibri göktedir. Ne bir yolcu başını dayar ona, ne bir yorgun nefeslenir altında. Çünkü gölgesi hem va
TURŞU KAVANOZU
Bazen hayat, mutfak rafının en köşesine sıkışmış bir turşu kavanozuna benzer. Dışarıdan bakınca her şey düzenli, güzel, hatta renkli görünür. Camın ardında sıralanmış salatalıklar, biberler, havuçlar… Her biri kendi halinde, kendi suyu içinde bekliyordur. Ama kavanozun kapağını açtığında keskin bir
YALNIZLIK
Savruk ve yorgundu hayalleri.
Bakışları mahzun, gülüşü hep yarım…
Eksikti hep bir yanı;
Göğsünün tam ortasında, yerine sadık bir boşluk…
Soğuk, inatçı ve hep var olan.
Sanki yıllar öncesinde buruşturulup atılmış…
Üstü karalanmış bir kâğıt gibiydi;
Ne devam edebiliyor,
Ne de geriye dönüp kendin
Lavinya Dergisi
KISA YAZILARLavinya Dergisi
RÖPORTAJLARLavinya Dergisi
SON EKLENEN YAZI
AY TENİNDE
Ay teninde parlar yine geceler,
Güneş kalbinde sıcak, eritir kederler.
Yıldızlar saçlarından değil, senden alır parlak,
Benim özlemim sana yanar, her nefeste ıslak.
Ömrümde bir sen varsın, bir de bitmeyen bu hâl,
Ateşi bende saklı, aydınlığına vâsıl hâl.
Ne gök söner, ne yol şaşar, gönlüm sana akar;
Ay teninde parlar, benim özlemim yanar.
Gecemde adın yankı, içimde durmaz zaman,
Rüzgâr bile seni taşır, ne yana baksam sen olan.
Gün doğsa da fark etmez, içimde sensin bahar;
Her adımın izinde, bir tutku daha doğar.
Kalbim sen .........
