Lavinya Dergisi

YENİLGİNİN ZAFERİ
Mehmet YILDIRIM

Ben zerre koymamışken ağzıma bu meretten, Neden bu kadar sarhoşum şehrinde, Aşkından mı? Yoksa vuslata kavuşmayan bakışlarından mı?

Yol sanadır, koşmak sana, konuşmak sanadır, susmak sana. Nerede bir şiir varsa sana yazılır ve neredeysen sen dünyanın en güzel resmi orada çizilir. Aşamadığım dağlardan, geçemediğim derelerden ve yenemediğim savaşlardan geldim sana. İçimde kaybettiğim her sınavdan, uyuyamadığım her gecenin ardından, yazamadığım her şiirin ardından yine sana, en çok sana geldim ben. Hayat bu işte, en çok neyi ararsan onu sana kurban eder. En çok neyi istemezsen onu sana yaren eder. Ömrüm boyunca mutsuz olmaktan ve acıdan kaçtım. Hep sevgiyi ve sevilmeyi aradım. En çok sevdim ve en acısı en güzel acıdan yakaladım aşkı. Acılar insanları olgunlaştırır, ben ise seni severken hep çocuklaştım. Belki bu yüzden, bu yüzden senin gözünde hiçbir zaman görünemedim. Hastalandım sana söylemeye çekindim, yola çıktım haber veremedim, geldim sana ve sana seslenemedim. Bazı adamlar uzaktan sevmenin ustasıdır, bazı adamlar mesafe düşmanı. Bazı adamlar sevmeyi bilmez, bazı adamlar sevmenin mucidi. Ben hep uzaktan seven oldum ve yine icat edebildiğim tek şey seni düşünürken ve düşlerken yazdığım şiirler ve çizdiğim resimlerindi. Öyle ahım şahım hünerlerim yoktu ve yenilgim çoktu hayata karşı. Belki de bu yüzden sana yenildiğimi hiçbir zaman anlamadın. Yahut anladın da anlamamak daha doğru geldi sana. Ben hangi duyguyu tattımsa şu ah çeken yüreğimde, hepsini ayrı ayrı sevdim. Çünkü acı da benimdi keder de, çünkü mutlu olmak için mutsuzluğun dibini görmek gerekti, çünkü her şeyi ve herkesi yenmek için her şeye ve herkese yenilmek gerekti. Yahut hepsi gereksizdi ve ben bunları kafasının içinde kurup yolun devamına güç toplamaya çalışan bir ahmaktım. Bilmiyorum... Bilmiyorum ve ben böyleyim işte. Kafasının içinde komplo teorileriyle yaşamaya çalışan, mutsuzluğu ve hüznü yazarken aslında mutluluğu aradığını düşünen biraz düşünceli, biraz suskun, biraz da tescilli bir deli... Ömrümün geri kalanı bilinmez bir hikaye, biraz neşelidir belki biraz kederli. Ne olursa olsun yaşamaya değerli... Bir gün daha senin gözlerinle tanışmanın hayalini taşırken şu seni görene kadar görmeyi bilmeyen gözlerim, yine de yaşamaya değer şeylerin sen ve daha niceleri olduğunu hala gözyaşı dökerek bana anlatmaya çalışıyor sanırım. Yoksa bu kadar acıyla kurumaması şaşılmayacak gibi değil. Ben buyum işte, değişmeyecek biri gibi değil de kendini tanıtır gibi... Beni değiştirmeden sevebilir misin gibi, Beni sevmek sana kaybettirmez gibi, Ve tüm yenilgilerime rağmen belki son gülen iyi güler gibi...