Lavinya Dergisi

ISLAK
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Gök haykırdı, çarptı yerin yüzüne… Güneş saklandı bir köşeye, şiddetli bir yağmur döküldü bulutlardan. Sokağın kenarında dizilmiş evler ıslandı birer birer, çatılar ıslandı, rüzgârı içeriye buyur eden pencereler kapandı, camlar ıslandı, iplere gerilmiş çamaşırlar alelacele toplandı. Kıvrılan yollar ıslandı; yeryüzünü bir peçe gibi örten toprak, göğe uzanan ağaçlar, yaza evirilmeye hazırlanan çiçekler, çöplüğün kenarında oynaşan kediler, tellerin üzerine tüneyen güvercinler ıslandı…
Ardı arkası kesilmeyen bir hıçkırık büyüdü gökte, geçemedi boğazından ve saçılıp durdu karanlık çehresinde parlayan ağzından. Rüzgârın sırtında taşındı oradan oraya. Adım adım kaçıştı insanlar, gölgeler sokakta kaldı. Sahipsiz, terk edilmiş ve ıslak…
Yağdı yağmur gökten yeryüzüne… Benimse yüzümden göğ(s)üme… Kirpiklerim ıslandı, yanaklarım, omzumdan dökülen yorgun saçlarım ve biraz da parmak uçlarım… Kalbim ıslandı. Yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, keşke’lerim, belki’lerim… Sessizliğim ıslandı, göçebeliğim, reddedişlerim ve peşinden gelen çaresiz teslimiyetim…
Bir hıçkırık büyüdü göğsümde, yedi tepeyi dolaştı da yine içimde yankılandı. Bugün yer de gök de ıslaktı. Bir iç çekişin içinde kalan umudum, ıslanan ne varsa kurumaya bıraktı. Ne de olsa önümüz yaz, Güneş saklandığı köşeden elbet çıkardı.


Not: Bir şarkı bırakıyorum, ıslananları kurutmaya…
https://www.youtube.com/watch?v=EuimHmJMEFA