Lavinya Dergisi

KENDİME TEŞEKKÜR EDERİM
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

“Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan gönül borcunu ve hoşnutluğunu kelimeyle anlatmak.” diyor sözlük, teşekkür etmek için. Kime mi? Sabah cıvıltısıyla uyanmamızı sağlayan kuşlara, o sevdiğimiz kurabiyeyi özenle paketleyen fırıncıya, elimizde dolu dolu yük varken asansör kapısını açan komşu çocuğa, gülümsetenlere, belki düşündürenlere, ona, şuna, buna...
Peki ya kendimize? Yoksa yapmadık mı bir iyilik beden hanemize? Gönül borcumuz hep mi başkalarına? Aksine; ben bir de "Kendime teşekkür ederim." Siz de edin. Neye mi? Beni ben yapan tüm değerlerime, çocukluğuma, o sevdiğim martılara vakit ayırdığım yaz mevsimine, mavi denizi izleyen gözlerime, ıslak çimeni hisseden ayaklarıma, sıcak kumsaldaki uykularıma, pudra şekerli çilek yerken aldığım tada, renkli ciciler görünce "Al gitsin!" emri veren beyin hücrelerime, kitapçıda geçirdiğim uzun saatlere, papatya koklamaya doyamayan burnuma, sahici kalbime, sarı saçlarıma, hobilerime, değişken ruhuma, gezgin oluşuma, selam seyahatlerime, kısa kirpiklerime... Hepsine, her birine.
Sadece doğru kararlarıma değil, yanlışlarıma! Sevdiklerime, sevmediklerime! İnatçılığıma! Dobralığıma, çılgınlıklarıma, gözyaşlarıma, veda ettiklerime, edemediklerime, gönlümde yer etmiş tüm şarkılara, hayal kırıklıklarıma, yaptıklarıma, yapamadıklarıma… Bana! Sana! İyi ya da kötü, hayatımda edindiğin ana. Tökezlediğim zamanlara! Her düşüşte daha güçlü kalkmama vesile olanlara. Hayallerime, boş vermişliklerime, kendime olan inancıma, başardıklarıma... Yazmakla bitiremeyeceğim nicelerine! Ve yine, yeniden kendime teşekkür ederim. “Ben” olduğu için müteşekkirim!