Lavinya Dergisi

ÇOCUK AKLI
Sinem T. ÇALIŞKAN

Hayat bir başlangıç değil asla. Bir son ve soğuk ve katı. Korkunç bir ölüm hayat..

Hayatım sanma sanrılarımdan ibaretti.
Sevince sevileceğimi,
Bakarsam görüleceğimi,
Güldüğümde kahkahalarla karşılanacağımı,
Ağlarsam birilerinin üzüleceğini,
Bağırırsam kırabileceğimi bile sandım.
Ne kadar incelirse düşüncelerim,
Yürekleri o kadar yumuşatabileceğimi…
Toprağın koşulsuz yeşereceğini de!
Ne ekersem karşılığında küçücük bir tomurcuğa
Ya da bir filize sahip olabileceğimi…
Güneşin bedenimi ısıttığı kadar,
En derinlerime işleyebileceğini…
İnanırsam inancımın boşa çıkmayacağını da sandım.
Biliyor musun? İyilerin kazandığı masallara çok inandım ben.
Ama onların bir masal olduğunu yani uydurulduğunu
Ve aslında gerçek hayatla kıyaslanamayacak derecede hayal olduklarını isteyerek ya da tamamen çaresiz görmezden geldim.
Dünyanın kötülere ait olduğunu kabul ettiğimde, büyüdüğümü sandım bir de.
Bir gün büyüyebileceğimi sandım.
Yağmurun serinletebilme gücü en derin yangınları serinletebilir,
Rüzgar eserse uçuşan yapraklar gibi saçlarımın arasında kalan tozlu hatıralar uçar gider sandım.
Eğer iyi bir çocuk olursam şirinleri değil de
Gökyüzüne baktığımda koşan atlar, küçük tavşanlar, annesinin elinden tuttuğu kız çocuğu, ve ipi bulutlarla süzülen balonların arasından bir anlığına da olsa yaratıcımın bana gülümseyebileceğini sandım.
Tüm çocuk masumiyetimle gözümü kırpmadan izledim gökyüzünü. Gözümü kırparsam eğer masumiyetimi kaybedeceğimi sandım.
Çünkü; ben çocukların masum olduğunu sandım.
Hiç kimse söylemese de iyi bir çocuk olduğumu da...
İyiliğimin ispatı olarak da;
Gökyüzünde ne zaman bir atın koştuğunu, balonların heyecanla uçtuğunu ve kız çocuklarının mutlu olduğunu görsem bulutlardan bir işaret bekledim.
Dünya, bir çocuğun bile yeterince iyi olmasına fırsat vermeyecek kadar kirliydi.
Güzel şeyler olabilmesi için çocuk olmak bile yetmedi.
Bunu bile bile çocuk kaldım.
Baktığımızda içimizde gülümseyen hisler uyandıran şeylerin zarar verilemez olduğunu da sandım.
Mevsimler geçince
Kış yerini bahara bıraktığında,
Papatyalar uyanıp yeşil döşeklerinden doğrularak aydınlattıklarında gövdelerini,
O an, bu güzelliği gören kimse onları incitmez sandım.
Tüm bu sandıklarımı toparlayıp bir araya
Hepsinin ihtimalden mutlak gerçeğe dönen yüzüne
Naif bir buse kondurup dünyanın avcuna bıraktım.
Bana ait olmayan bu yerde,
Bana ait olamayacak düşler kurduğum için üzgünüm.
En çok da toprağın her tohumu sarıp sarmalayıp bir ana gibi umut yeşertebileceğini sandığım için
üzgünüm.
Çocuk kalan yanımı daha fazla incinmesin diye büyütmeliydim.
Seni büyütemediğim için üzgünüm.