Lavinya Dergisi

TAKLACI GÜVERCİNLERİ
Burçin LAÇİN ALTAY

Ömrü ferahlatan mis kokulu sabahları duymak için, gerçek sevgiye ulaşmaktaydı hep umut.

Ben çocukken gökyüzü kocamandı
Kıskanırdım kanadına takılan umudunu
Taklacı güvercinlerinin…
Sevdayı bilmezdim o zamanlar
Hasret ise dağlar kadar uzaktı…
Oysa anlatıyorlardı durmadan
Avucuma yuva yapmış küçük bir bedenle
Ve ellerimde atan bir küçücük kalple…
Yıllar sonra da bir kalbi daha öyle tutacaktım ellerimde
Emanet edilmiş bir içten sevgiyle
Onu da atacaktım uçup gitsin diye…
Alışmışız bir kere sevgiyi fırlatmayı gökyüzüne,
Taklacı güvercinleri gibi...

Ben çocukken dünya dönmezdi
Saymazdım kanatlarında geçip giden zamanı
Taklacı güvercinlerinin…
Kırıldıkça güvercinlerin yanında aldım soluğu sonra
Kanadı kırıklara sordum sevdayı…
Onlar bana sığındı ben onlara
Kuş dilinden öğrendim sır saklamayı
Anlattıkları o uzak memleketlerde yanan
Sevdanın ateşinden geriye kalan
Hasretin küllerini öğrendik savurmayı gökyüzüne
Taklacı güvercinleri gibi…

Kanatları dosttu insandan öte
Sonra gökyüzünde
Süzülüp gittiler...
Süzülüp gittim...
Eridim yolsuz yordamsız
Uzunca bir vakit...
“Herkes gider” demişti oysa kendi dilinden
Kanatlarını okşarken ellerim,
“Taklacı güvercinleri gibi...”