Lavinya Dergisi

HESAPLAŞMA SENFONİSİ
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Islaktı gün ve aynada gördüğüm gözlerim gibi puslu. Yağmur sesiyle, kafamdaki uğultu dans ederken yine, yeniden sustum. Saatlerdir eski pikabımda çalan "Mazi kalbimde yaradır, bahtım saçlarımdan karadır. Beni zaman zaman ağlatan, işte bu hazin hatıradır." dizelerini, önce fısıltıyla sonra avazım çıktığı kadar bağırarak okudum. Tam sol yanımda taşıdığım ağırlığın nedenini bilmem kaçıncı kez sorguladım. Yetinmedim birde cevapladım: "Mazi."
Düşündüm! Belki! Sahi! Bilmem ki! Hayal miydi orada bıraktıklarım? Hatıralarım! Sabırsızlandım! Geçmişi film şeridi gibi bir defa daha yaşadım. Hülya mı? Yoksa sadece an mı? Acıtmaz mı? Giden ben olunca canım yanmaz mı? Hangi hâkim bu kanıya vardı? Teraziyi elinde tutan kimdi? Peki, neden o zaman ansızın beni yoklayan bu sancı? Kendimce çok haklı nedenlerim vardı. Kâğıda döktüm. Yetinmedim bir de başlık attım: "Yara."
Cama çıktım. Ağaçlara baktım. Köklerine bağlılıklarına hayran kaldım. Tatlı bir meltem kondu yanağıma. Derin bir nefes aldım. Yutkundum! Yıllar, yıllar geçmişti üstünden vedalarımın. Doğduğum toprakların cam kırıklarının. Ellerime baktım, farklıydı. Anladım ki, epey bir yaş aldım. Ruhum çocuk olsa da bedenim dile geldi dedi: "Olgunum." Anladım ki; ağaç gibi ben de yeni bir şehirde köklendim kaldım. İşte bu nedenle ruhumdaki yangın. Mazi ve yaranın yakamı bırakmayışından da usandım. Yetinmedim kurda, kuşa seslendim: "Bahtım kara."
Üşüdüm. Gidip yatağıma yattım. Kapattım kat kat yorganları başıma. Karanlıkta saçmaladım. Beni sebepsiz ele geçiren bu kırgınlığa kızdım. Öylece geçti zaman. Sıkıldım! Bir müddet uyudum. Uyandım! Sabah ki kadar puslu değildi gözlerim, kurumuştu sanki gün. Perdenin ardından güneş ışıkları sızıyordu. Birden bire beynimin: “Topla kendini!” emrini duydum. “Tamam, bugün maziyi andın. Hırpalandın!” gibi bir şeyler söylüyordu. Kalktım! En süslü elbisemi giydim. Kırmızı bir ruj sürdüm. Kokumdan sıktım. Saçlarımı saldım. İşte bir hesaplaşma senfonisini daha başarıyla tamamladım. Pikaptaki plağı rafa kaldırdım. Yarına haber saldım. Yetinmedim kendime bir kez, belki son kez daha söz verdim. Unuttum gitti: "Hazin hatıra."