Lavinya Dergisi

KISKANMAK MI? KISKANILMAK MI?
Arşiv

Eski Yazar Yazıları

Kıskançlık insanoğlunun en ilkel duygularından biri. Büyük küçük herkeste görmek mümkün bu kör duyguyu; ancak çocuklardaki kıskançlığı hoş görürüz de ya yetişkinlerinkini? “Kıskananlar çatlasın” lafı yetişkin kıskançlığının çok da hoş görülmediğinin bir göstergesi. Kıskançlığı yaşayan iki tip yetişkin var. İlki kıskandığını belli edenler. Sözleriyle, bakışlarıyla ya da davranışlarıyla kıskandıkları aşikar olan insanlar. Diğer grup ise kıskançlıklarını belli etmek istemeyip bu duyguyu içlerinde yaşamayı tercih edenler. Kıskanç olarak, dört kez acı çekerim: Kıskanç olduğum için, Kıskançlığımdan dolayı kendimi suçladığım için, Kıskançlığımın ötekini incitmesinden korktuğum için, Bir bayağılığın beni tutsak etmesine boyun eğdiğim için: Dışarıda bırakıldığım, saldırgan olduğum, deli olduğum ve sıradan olduğum için acı çekerim. Roland Barthes (Bir Aşk Söyleminden Parçalar) Barthes’e ait olan yukarıdaki söz ne güzel anlatmış kıskançlığı. Benim de kıskandığım ve kıskanıldığım zamanlar oldu. Ben de yukarıdaki söz gibi kıskandığım zaman nefret ederdim kendimden ve kıskanmak yerine kıskanılacak durumda olmayı dilerdim. Ancak kıskanıldığımı hissettiğim zamanlarda anladım ki ne kıskanılmak ne de kıskanmak güzel. Bu iki uçlu doğrunun hiçbir ucunda olmak istemediğime karar verdim. İkisi de rahatsız edici, ilişkileri zedeliyor ve insanı yıpratıyor. Ayrıca bir yerde okumuştum, kıskandığımız zaman evrene kıskandığımız şey bende yok mesajı gönderiyormuşuz, yani olmayana odaklandığımız için neyse istediğimiz olmuyormuş ya da istediğimize kavuşmamız gecikiyormuş. Yani kısaca “Nazar etme ne olur, kıskanma senin de olur”.