Lavinya Dergisi

YAŞAMAK DEDİĞİN
İlke Aslı ERDOĞAN

Durupta bakmalı akıp giden zamanda, yaşamdaki ufak detaylara...

Kaldırsam ellerimi gökyüzüne, bulutlarla buluşur muyum?
Belki o uçsuz bucaksız semada hayallerimle kavuşurum.
Yeryüzü acımasız çekiyor içine kara toprağın,
Oysa gökyüzü öyle mi? Umutlar hep yarınların.

Toprağın kokusunda yaşamı bulduğun vakit,
Bil ki insana bahşedilen en değerli duygu bu ümit.
Gece olup da karanlık çökünce, kaybolur eldeki son ümit.
Sanrısal düşüncelerin bedenini ele geçirdiği vakit.

Her sabah gözlerini açtığında her yeni güne ilk şansla,
Yeniden kaplar içini ümit gökyüzünün sonsuzluğunda.
Hayat işte böyledir yanıltır insanı her defasında,
Üzüntülerde baki değildir mutluluklarda…

Ve insan bir kere yaşadığını anladığında,
Tutmalı hayatın yakasından sıkıca.
Tutunmalı uçurumun kenarındaki kararsız yarınlarına,
İnandın mı bir kez ümidin ışığına, yaşamak dediğin koskoca bir ümit denizidir aslında.


Her yeni güne başlarken kaybettiğin ümidi hatırla,
Ümit etmek sonsuz olsa da yaşam bir kez verilir insana.
Yaşama gözlerini kapattığında ne ümit kalır, ne hayal, ne hatıra.
Sonsuz hakta bir değerli hak tanınır insana, yaşamak dediğin budur varla yok arasında…