Lavinya Dergisi

SAKSI ÇİÇEĞİ
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Sulukent, menekşe ve kaktüs en yakın komşularımdı. Güneş alıyordu evim, sonra ışığım yeterli ve elbette keyfim yerindeydi. Bir hevesle almıştı beni o. Konuşarak, severek, özenle seçmişti toprağımı. Pembe, göz alıcı bir saksıya ekmişti en minik halimi. Günbegün sulamıştı köklerimi. “Begonyam, narin çiçeğim.” oluyordu uyanığındaki ilk sözleri. Güzeldim, özeldim, göz göze geldiğimiz bonsaiye zafer gülümsemesi atıyordum. Çünkü benden önceki gözdesine yapraklarımı sallamaya bayılıyordum. Ben salınırken onun “Bekle ve gör.” der gibi keskin bakışı vardı. Ne kadar da saçmaydı! Ben bonsai değildim, yerim dolmayacaktı. Diğer saksı çiçekleri de beni doğruluyordu. Çünkü aylardır o, en çok benimle ilgileniyordu. Daha geçenlerde heyecanla aldığı vitaminleri toprağıma gömüyordu. Serpiliyordum, göz alıyordum, neşe saçıyordum. Uzak diyarlarda olsam da, bir saksıya bağlı kalsam da, daha kök vermek için kendimi zorlasam da mutluydum. Seviliyordum!
Gaillarda, fesleğen ve fulya en eskilerimizdi. Biraz soluk, keyifsiz, sonra saklıları çamurlu gibiydi. Birkaç sabahtır seslenmiyordu bana o. Sanki fırtına öncesi sessizlik haliydi. Bu durum çok şaşılacak bir şeydi. Hasta desem, hayır değildi. Yoksa evdeki su mu bitmişti? Kurudu toprağım, daraldı köklerim, döküldü yaprağım... Çiçeklerim de küstü, bükük kaldı boyunlarım. Bir hışımla sordum karşımda duran küpeliye "Neden her şey böylece değişti?" Sustu cevap vermedi. Bonsai bu defa “Aramıza hoş geldin.” der gibiydi. Kulaklarımı kapadım. Ben onu yine umutla buğulu camda bekledim. Sabahında elinde yeni bir saksı çiçeği ile çıkageldi. Kamelya kuruldu en ışık alan tarafa. Sonunda benim yerim de ilk defa değişti. Anladım ki insanoğlu “Hercai” idi. Belki de çiçeğe boşuna bu isimle seslenildi. Artık benim varlığım diğerleri gibi önemsizdi. Hevesi bitmişti. Daldan dala konmak, konduğun dalı kırmak değil miydi? Çiçek dilinden başka alfabe bilmiyorum ki! Ona derdimi anlatamayacağım ki! Belki de duyar mı ki? Ah hercai: "Sulamayacağın çiçeği saksıya koyma!" Heyyy duyabildin mi?