Lavinya Dergisi

MÜMKÜN DEĞİL
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Yine gece ve dilimde yüzlerce hece. Yeni alışkanlıklara merak salamadığımdan, kâh okuyorum, kâh yazıyorum, uyuyorum, uyanıyorum, aynı işte günler diyorum. Birbirine benzer nicedir Cumartesi de Pazartesi de. İnanmak istemediğimden değil şansa, içimdeki sesin fısıltılarına kulak kabartmak kolaydı ne de olsa! Konuşuyor “mümkün değil” boşuna umutlanma! Annemin, babamın, öğretmenimin, arkadaşımın, eski sevgilimin… Kalın, ince, tok, yumuşak, tiz… Karpuz kan! Seç hangisini istersen koy koltuğunun altına.
Açıyorum sözlüğü, öykü okumaktan ruhum sıkılmış bir bakıma. Buluyorum işte “m” harfi tam da orada. “Mümkün: olabilir, olanaklı.” yazsa da. Oyumu yine “mümkün değil”den yana kullanıyorum. Ne de olsa hep o cümleyi duyuyorum. Kareler hafızamda! “Mümkün değil' başaramaz, beceremez, yapamaz, uğraşamaz, çabuk sıkılır, yeteneği yok, muhtemel değil, olamaz.” Lar, ler çamaşır ipiyle bizim eve asıldıysa!
Saatler geçiyor, gece öylece bitmez, gelmez bana şafakta. Koyun saymak yerine, kaç hayalimi yarıda bıraktığımı ya da hiç başlayamadığımı rakamlasam. Uykuya geçişim kolaylar bir bakıma. Sıkmaz boğazımı o sesin, tiz tonu da. Şiir yazmak, keman çalmak, bale yapmak, pilot olmak, beze pişirmek, ruh eşimi bulmak… Hepsini istiyorum derken kalbim, mümkün değil duvarına toslamak oldu daima kaderim. “Yazamazsın ruhun yok, çalamazsın notan yok, yapamazsın kilon çok, uçamazsın yeteneğin yok, pişiremezsin ölçün yok, bulamazsın kusurun çok!”
Yoklara yenilerini ekleyen ben ve çocukluğum, ses yorulmuşken bir şeyler yazalım edasına yorganı aralasak da o cümle eşlik etti yine geceye. Bu defa nefis bir el yazısı ile ama: “mümkün değil!” ee artık ütopik olma. Kâğıt bana baktı ben kâğıda, kalem bana baktı ben kaleme. Sonra tam çiçek çizecektim ki yanına. Çizgiyi fazla kaçırınca, değilin üzerini karaladım usulca. Karalamak hoşuma gitti kibarca. Abarttım biraz daha çizgiyi uzattım. Oh ne ala! Değili silmiştim bir anda. “Mümkün” kalmıştı her ne istiyorsam yapabilmek adına. Bir çizgilik ömrü varmış o kelimenin. Vah giden zamana!