Lavinya Dergisi

EZİLMİŞ BİR GÜLÜN ANISINA
Arşiv

Eski Yazar Yazıları

Bir gül görmüştüm yerde biraz ezilmişti daha fazla ezilsin istemedim. Onu güzelce bir bardak suyun içerisine bıraktım. Biraz üzülmüştüm gülün ezilmesine. Bu gül benim sevdiğim renkteydi. Güzeller güzeli kırmızı bir güldü. Balkonumun güneş alan güzel bir yerine bıraktım öylece dalıp gittim güle sonra bir sandalye çekip balkona oturdum. Hava açık ve ferahtı ne sıcak ne soğuktu ılık ve güneşli bir havaydı. Düşünmeye devam ediyordum düşüncelere daldığım yerden. Bu gül kırılmış hangi hayalin ezilmişliğini taşıyordu? Bilirim bir gülü kimse ezemez kolay kolay, bu özellikle kırmızı bir gülse. Bana göre kırmızı bir gülü ezen aşkı ve sevgiyi ezmiş sayılır. Sahi ben hayatımda hiçbir gül almamıştım alsaydım mutlaka ona özenle bakardım solsa bile atamazdım mutlaka en sevdiğim şiir kitabının arasına bırakırdım. Bir şiir kitabında kurumuş bir gülle karşılaşmayı severim o bir insanın sevildiğini gösterir adeta. Suya bıraktığım gül günden güne solmaya başladı ben de iyi bakmıştım doğrusu bu zamana kadar ezilmiş bir gül kaç gün yaşar ki? Zaten bir kere kırılmış ve ezilmişti. Artık gülü yaşamasını sağlayan sudan almalıyım kurumuştu tamamen. Onu usulca alarak en sevdiğim şiir kitabında yer alan şiirin arasına bıraktım. Bu şiir “Ne Muazzam Şey Hatırlamak Seni” şiiriydi. Nazım Hikmetin şiir kitabını yavaşça aldığım raftan tekrar kütüphaneme kaldırdım. Bu gülü bana kimse vermese bile ben birinin gülünü orada yaşattım. İnce detayları severim bu benim karşıma çıkan güzel ve ince detaylardan biriydi. Yıllarca orada, duracaktı ve birinin hayali bu şiirde yaşayacaktı. Gözlerimden birkaç damla yaşlar düştü elime bir gülü ezenler var bir de gül almayanlar var dedim. Biraz doğrusu kalbim acımıştı bunu derken. Benim kendime ait bir gülüm olacak mıydı? Eğer şayet bir gün bu gül beklediğim insandan gelirse onun ellerinden tutup bir sahil kenarına gideceğim biraz koşmasını isteyeceğim çünkü o gün benim en mutlu günüm olacak ben kendi gülüme kavuşacağım. Sahilin tam ortasında duracağız ve dizelerinde can bulduğum o muhteşem canım kadar çok sevdiğim şiiri “Göğe Bakma Durağını” okuyacağız. Bu gül de Turgut Uyar’ın, Göğe Bakma Durağında yaşayacak ve ikimizin sesi birbirine karışarak şu cümleler dökülecek: “Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum, kalabalık oluyorum.” Bir gül beni en güzel hayallere götürmüştü. Bir ezilmiş gül benim hayal dünyama tanıklık etti birinin ezilmiş hayal kırıklığını taşırken benim umut dünyam olmuştu. Bundan sonra o ezilen ve kuruyan gülün adı Umuttu. Bir gün günün birinde benim kendi gülüm olursa onun adı mucize olacaktı. Umut ve Mucize yan yana gelmişti. Tüm bunları düşünürken günü bitirmiştim. Hava kararmıştı biraz daha devam ettim gökyüzüne bakmaya havada yıldızlar en parlak haliyle ışıl ışıldı. Kendime en yakın bulduğum yıldızı seçtim ve bir dilek tuttum. Mucize olan gülün bir gün bana gelmesi umuduyla.