Lavinya Dergisi

BUKLE
İlke Aslı ERDOĞAN

Durupta bakmalı akıp giden zamanda, yaşamdaki ufak detaylara...

Küçüktük ikimizde. Onu ilk gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Sanki bir şey olmuştu kalbime. Annem okula götürüyordu, okulun ilk günü kapıda karşılaştık. Bir anda başım döndü, bir rüzgar çarptı yüzüme. İçimi şenlik kapladı; ona bakınca, tüm okul stresimi unutuvermiştim. Anneler tanıştı girişte, sonra bizi saldılar bahçede koşuştuk beraber.
Bukle bukle saçları vardı. Sarı saçlarının ışıltısı uzaktan belli oluyordu. Güneş gibiydi sanki, sıcacık gülümsüyordu, masum gülüşü benimde içimi ısıtıyordu. Okulu hiç sevmemiştim her gün sadece onu görmek için gidiyordum. Sabahları erken kalkmak zulüm gibiydi ama her gün aynı heyecanla onu görmek için erkenden kalkar hazırlanır, annemi tüm sızlanmalarımdan sonra şaşırtırdım. Günler aylar geçti, büyüdük; orta okulu bitirdik. Lisede herkes ayrılmak zorunda kaldı. Ve ben onu bir daha göremedim…

Lisede küçükken çekildiğimiz fotoğraflara bakıp gülümserdim, hala içimi ısıtan bir şeyler vardı, ya da hiç gitmemişti. Şehir dışında bir liseye gidiyordu. Ayda bir eve gelir ailesiyle hafta sonunu geçirip okula geri giderdi. Bense ne zaman gelip gittiğinden habersiz onu görebilir miyim heyecanıyla arada sokağa çıkar turlar eve geri dönerdim. Bazı akşamlar çekmeceme koyduğum fotoğrafı çıkarır, benimle dalga geçtiği günleri özlerdim. O sarı bukleli ben turuncu kafalıydım. Ben onun saçını çeker geri bukle şekline kıvrılışını izlerdim, o da bana turuncu kafa derdi. Belki de aşk masumken güzeldi...

Bugünlerin üzerinden bir ömür geçti. İnsan sevince kolay kolay unutamıyormuş demek ki. Bende bir tokası vardı buklesinden kayıp düşen. Alıp cebime koymuştum bahçede koşuşturduğumuz gün. Yürütmüştüm bir nevi. Hala evde çekmecemde gizli.
Gittiği üniversiteyi öğrendim. Eve gidip çekmeceyi açıp tokayı cebime attım tekrar… Yola koyuldum. Okuldan çıkmasını beklerken etrafı kaç kez tur attım bilinmez. İçimdeki sesle kavgalar edip haklı haksız bocaladım. Sonra bir grup kalabalığın ardından bir anda çıkıverdi ışıl ışıl sarı saçları, yüzü sıcacık bakıyordu yine. Hatırlar gibi baktı bana;
-Turuncu kafalı? Dedi.
Yüzüne bakıp gülümsedim.
Avucunu açıp tokasını bıraktım. Bazen bir şey söylemek gerekmezdi. Anlamak insanoğlu için büyük nimetti. Şaşırdı, ama yıllar süren sevgimi en güzelinden anladı…