Lavinya Dergisi

HARESE
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

İnsan! Yürür; yavaş, hızlı, sakin veya hırslı adımlarla. Koşar sonra, bazen yetişmek için menzile bazen iyi gelmesi için kendine. İnce düşünemez kimisi ama! O yorulur, bir an yığılır kalır nefes nefese. Hele bir de yol engebeliyse! Geç kalırsa, sahi düşerse! Suç patikadaki taştadır, nihayetinde. Bir de daha hızlı koşan şu mavi kapüşonlu hem cinsini zirveye daha yakın gördüyse. Batsa da yolda dikenli teller her bir yerine. 'Geçmeli, hepsini geçmeli.' komutuyla durmadan konuşan içindeki hırs dolu sesi dinlediyse! Ne için olduğunu bilmeden nice zorluklara göğüs gerdiyse! Aklın yaşta değil başta olduğu gerçeğiyle yüzleşemediyse! Her kulun kısmetinin farklılığını öğrenemediyse! Ömür dediğinin üç gün olduğunu bilemediyse! Başardıkça mutlu olamadıysa! Şükredemediyse! Hep daha fazlasını istediyse! Kendisine emanet edilen bedene kıymet vermediyse! Canını yaktıkça adımları, yola devam ettiyse! 'Bana, hepsi bana!' cümlesiyle güldükçe. Sahi insan niye kızar ki çöldeki deveye? Nihayetinde deve de haklı.

Deve! Nice kelamlar edilmiştir, boynunun eğriliğine. 'Nerem doğru?' diye cevap verdiği söylense de. Hörgücünde su bulundurmaz sanıldığının aksine. Yüzlerce kilo taşır da üzerinde. Yemeden içmeden günlerce yol gidebilir de. Kalemler yazmıştır, hikâyeler anlatılmıştır kendi kanının tadını sevmesi üzerine. Çölün sıcağında hiç terlemez de. İnsanoğlunun yoluna çıkan, bedenine batan zorluk, onun en sevdiği tattır. Düşündürense; bu durumu öyle sanmasıdır! Aç susuz durmadan yol alırda, gördüğü yerde koparır dikeni, başlar çiğnemeye. Çiğnedikçe, keskin diken devenin ağzında yaralar açar. O yaralardan akan kan, dikenin tadına tat katar. Tuzlu kanıdır asıl hoşuna giden. Kanattıkça tatlanır, tatlandıkça yer bilmeden. Doymaz, bırakamaz, uzaklaşamaz… Engel olunmazsa yaşayamaz! Kan kaybından ölür. Dikenin adı ise 'Harese otu' dur. Hırs, haris, ihtiras sözleri de tam buradan türetilmiştir. Benzerlikte oldukça ilginçtir. İnsanın yolunda harese, devenin yolundaysa harese otu. İkisi de zehirli, ikisi de saklı. Sahi insan niye kızar ki bilmediği dikene? Nihayetinde diken de haklı.