Lavinya Dergisi

KIRIK CAN
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Oturdu kadın o çok sevdiği penceresinin önüne
Araladı kırık canını ve yaktı sigarasını…
Yağmuru dinledi biraz…
Damlaları saymak istedi, sayamadı…
Usul usul esen rüzgâra kulak verdi…
Anlatacaklarını duymaktı niyeti
Bir yelin içinde kaç can, yarı aralık canların ardında kaç hikâye gizlenirdi,
Bilemedi…
Sustu, daha çok sustu ve sadece izledi…
Belli belirsiz tebessümünde tuttu yaşanmışlıklarını
Ara ara bulutlansa da bakışları
Gözlerinin göğünden çatlamış toprağına süzülmedi yaşları…

Bir taşın arasından boynunu uzatan bir çiçek gibi
Hem kırılgan hem dirayetli…
Bir sigara molasında…
Yaşamın kıyısında…
Oturdu kadın…

Kadın oturdu…
Ve aralık canından baktı yorgun yansımasına…
Yalnızlığına yoldaş ettiği sigarasından bir nefes daha çekti
Bir nefes daha…
Ve bir nefes daha…
Konuşmadan…

Dakikalar bölündü, saniyeler çoğaldı…
Uzatmalı saliselerin içine bir ömür saklandı…
Belki de söylenmeyenlere dudak payı…
Böyle karıştı gri göğe, sigarasının dumanı…

Kadın oturdu ve sustu…
Boğazında büyüyen yumruya aldırmadan
İçinden umuda dair bir türkü tutturdu…
Ve ciğerlerine çektiği son nefeste
Sigarasına sarılan elleri, kimsenin bilmediği bir duaya durdu…