Lavinya Dergisi

BAHANE
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Kalpten uzanır özlem, titreyen dallarına sarılır
Ve ulaşır her bir yaprağına
Vazoda unutulmuş, biraz da boynu bükülmüş birkaç çiçeğin
Sarı olur, hatta sapsarı olur
Bir süre sonra önemi kalmaz renklerin
Hangi renge bürünürse bürünsün
Matemin rengi hep siyahtır
Belki de bu, bir çiçeğin bağrındaki kara yazgıdır...
Gidenin ardından
Bir başına kalmışlığı hatırlatan...

Zaman uzadıkça uzar,
Sinsi akrebin kolları yelkovanı dolar
Tik takları bir saatin
Kırık bir beste gibi aheste aheste sızar
Ve tam da o derin yarana basar...
Biraz daha suskun, biraz daha...
Düğümlenir özlem boğazında
Çiçeklerin benzi şimdi daha solgun...
Araya giren tüm dakikalar, tüm saatler yorgun...

Bahanesi çok olur özlemenin
Gogh’un kesik kulağında sesi olur şiirim,
Boyun eğen ayçiçeklerinin…
Yazmaya gönüllü bir kalemin parmak sızısıyım
İşte o yüzden tüm bu dizelerin bir sebebi yok,
Çiçekler seni özlemiş, ben onların yalancısıyım.