Lavinya Dergisi

HANGİSİ ZOR?
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Kalan: Görmediğim bir diyardan paylaştığın o kareye uzun uzun baktım. Uçsuz bucaksız bir ovaya komşuydu penceren. Bilmiyorum sıcak mıydı elinde tuttuğun kahven? Oysa beraber içerdik bir zamanlar, sohbet ve samimiyet eşliğinde sen ve ben. Haritayı çıkardım yine bir gece yarısı aniden, enlem, boylam, uçuş mili hesapladım durdum bilmeden. Coğrafya dersini keşke daha iyi dinleseymişim derken, kızdım sana bir defa daha, küstüm, bağırdım, sen mışıl mışıl yatağında uyurken. Aldın benden.
Neyi mi? Ha bir de soruyorsun: Nasıl? Neden?
Bizi desem… Göz göze bakabilme ihtimalimizi, aynı koltukta oturabilme hacmimizi, hadi kahvaltıyı beraber yapalım cümlesini, sıkıldım bir çay koy deme özgürlüğümüzü, ağlayabildiğim omzunu, gülebildiğim ruhunu, saçmalamamızı, beraber başladığımız diyetleri, birikecek anıları ve niceleri… Biliyordun yeni insanlara kendimi anlatamayacak kadar yorgunum sahiden! Yaş aldıkça eskilere dönüyor kalp, kaç defa söyledim. Ah keşke gitmesen! Vedaları hiç sevmem ki, hoşça kal diyemem. Sonuçta: Gittin sen! Beni hiç düşünmeden! Zor olan bana kaldı, ben yine kalan ve bekleyen!
Giden: Bilmediğim bir diyardan paylaşıyorum, bu kare sana ilk hediyem. Etrafımda ovalar, dağlar, tanımadık insanlara bakıyor pencerem. Kahvemde soğuk, yerleşme telaşına kaptırınca kendimi, içememişim fark etmeden. Sen sıcak severdin, yapardın ikimize de en köpüklüsünden. Özlüyorum oraları, gurbet zormuş, keşke beni sorgulamadan bir dinlesen. Ama yeni merakım hep vardı, göçmen kuşları keşke bu kadar sevmesem! Küsüyorsun, kızıyorsun da, bu da benim ben!
Neyi? Sordum nasıl? Neden?
Ben de bizi desem. Anları ve anıları yanımda getirdim. Rakı - balık sevdamızı; taş, kâğıt, makas oyunumuzu, senin nasihatlarını, benim meraklarımı, doğum günümde aldığın şalları, sevdiğin sonbaharı, izlediğimiz belgeselleri, dans ettiğimiz şarkıları ve niceleri. Yeni insanları severim ama senin kadar sevemeyebilirim, şu kalpten. Bunu zaten istemiyorum ki, anlayabilsen! Yaş aldıkça kabıma sığamaz oldum, yeni bir şehirde gözlerimi açmak sabaha, sonra yeni bir şehir daha, yeni bir derken. Hayallerim var dinlemedin mi ben günlerce anlatırken? Ah keşke daha çok uzaklara gidebilsem! Aynı duvarları hiç sevmem ki, kimseye de benimle gel diyemem. Sonuçta: Gittim ben! Suçum; ruhumun peşine düşmem! Bana daha zor, ben yine özleyen ve giden!
Der; kalan ve giden. Ya sen dinleyen? Hangisi zor? Bari sen söylesen!