Lavinya Dergisi

NE, NE KADAR OLMALI?
Ayşe HAYMA

Ruhumuzdaki iyiliklerin silgi tozu gibi dört bir yana dağıldığı,o müthiş cömertlikte yaşanmalı..

Öz güven, öz saygı gibi kavramlar üzerine düşündüğümüz, zihnimizdeki şemalarda var olan hep dış dünya ne yazık ki...
Bütünleştirmeye çalıştığımız birbirinden farklı suretler. Örneğin gün içinde çok saat baktığımız aynada gördüğümüz şey,”öz” ben değildir. Hayat için geliştirilmeye hazırlanan mikro değişimlerdir sadece. Uykusuzluğumuzu kapatmaya çalıştığımız bir kapatıcı, ışıltı vermesini istediğimiz bir renk. Sureti tamamladığımız bir an sadece. Oysaki güvenden bahsetmiştik, öz güvenden.
Aynanın karşısında arayamayacağımız, bizi konfor alanımızdan çıkaran, değersizlik ve yetersizlik gibi birçok duyguyu bastırmaya çalıştığımız, dünyamızda makro değişimler yaratan bir duygu bu. Kökleri öz saygıya(kişide, kendi kişiliğini alçaltmaktan insanı alıkoyan ve başkalarınca da alçaltılmalı hoş karşılamayan kişinin kendi özüne beslediği duygu) dayanan, kazanılmak istenen bir duygu. Gelişimdeki en büyük olgulardan olmayı başaran bu kavram; başkalarının ne yapmamızı istediğine bakmadan, bizim kendi istediğimizle bir şeyi yapabilme gücümüzden gelir. İçimizdeki bu kavramdan aldığımız enerji; jest ve mimiklerimize, söylemlerimize, hayata bakış açımıza bile yansır. İşin korkulacak tarafı ise ne kadar olması gerektiğidir.
Uzmanlar bu konuda şöyle söyler; “Ne çok düşük ne de çok yüksek olmalıdır. Aksiyona geçecek kadar yüksek ve öğrenme yolunu kapatmayacak kadar düşük olmalıdır.”
Uzmanlar ve kitaplar böyle söylüyor peki ya insanlar?
İnsanlar; egoyu öz güven sayarak, öz güveni özgürlüğe yamayan özgür ruhlar altında özgürlük arıyor. Özgürlüğün öz güveni beraberinde getirdiğine inanıyor. Ne yazık ki doğru bilinen yanlışlar en çok kavramlar üzerine düşündürüyor. Yanlış taklitler, sapık kişilikler bu algılardan çıkıyor.
Bence ne kadar olmalı?
Bence; potansiyelimizi gün be gün yukarı taşıyabilmemize olanak sağlayan, hayatta her birimizin kendi kahramanlarımız olmamıza yardım edecek, sohbetleri sevgiyle anlamlandıracak, ön yargılardan uzak, kendimize yakın, manevi duyguları görmeyi arzuladığımız, renk ayrımı yapmadığımız ve her işte fayda arayacağımız, doğru algılar üzerine gelişebileceğimiz kadar olmalı...