Lavinya Dergisi

PARMAK UCUNDA ASILI HİKÂYE
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Bir hikâye yazılır
Bir parmak ucundan bir parmak ucuna
Ufacık bir dokunuşla başlar her şey
Zamanın titrek soluğunda…
Dakikalar bölünür, saniyeler olarak görünür
Ve o saniye, tatlı bir esinti olur bazen
Bir yaprağın dalında titreyişi…
Bulutların ardından Güneş’in gülümseyişi…
Bazen de maviye sevdalı bir kuşun kanat çırpışı…
Yeşile çalan bir nehrin dingin akışı…
Anın içine saklanır mağrur zaferler,
Tüm o buruk kaybedişler…
Ayrım yapmaz, bağrına basar zaman
Yeni doğan bir bebeğin ağlamasını da…
Ölüp giden bir canın tutulan yasını da…
Bir gözyaşına eşdeğerdir o an
Pervasızca atılan bir kahkahaya ya da…
Ve tüm bunlar kayıtlıdır göğün koynunda…

Zamanın titrek soluğunda
Parmak uçlarımız buluştuğunda
Sen ve ben, bize doğru evrilirken
Tatlı bir esinti oldu
Bir yaprak dalında titredi
Ve Güneş, bulutların ardından gülümsedi
Bir kuş havalandı, göğe doğru kanat çırptı
Yeşile çalan nehir yine dingin dingin aktı
Sana dokundum
Bana dokundun
Uzayan bir saniyenin içinde…
Konuşmadan…
Parmak ucunda…
Sessizce…
Bir hikâye daha yazıldı
Ve göğün koynunda
Tenim, tenime sarıldı


Müzik önerisi:
https://www.youtube.com/watch?v=jabih9mV6RQ