Lavinya Dergisi

Zamana İnanmak
Burçin LAÇİN ALTAY

Ömrü ferahlatan mis kokulu sabahları duymak için, gerçek sevgiye ulaşmaktaydı hep umut.

Zaman; evrenin sonsuz döngüsünde yalnızlığa uyandığımız bir sabahta yitiriliyordu.
En büyük yenilgi; gün, yerini sessizliğe bırakıp gece olduğu zaman, uykusuzluğun baş döndüren serzenişinde, yalnızlığın içine yerleştiğini anladığında ki çaresizlikti.
Çaresiz insanlar; en yalnız ve en yanlış zamanda o korkunç beklemeye bırakıp kendini, özünü değiştirmişti, bir yalnızlık adıyla.
Bu çaresizlik içinde yine de yaşamaya umudunu kaybetmemeliydi insan. Her insan ağlar, düşer, kalbi kırılır, aldatılır, yanılır, sonra kalkar ve yeniden yüzüne yeni bir gülümseme edinerek yasamaya devam ederdi. Böyle öğretmişlerdi. Hatta mutlu olurdu yine, belki eskisinden de çok. Ruhunu ve hayatını temize çekerek.
Hayat yenilgilerle doluydu ve insan; bunlarla yaşamaya alışmalı, umudunu kaybetmeden, sevmekten vazgeçmeden, mutlu olacağına inanarak; derin derin içine çekmeliydi hayatı. Zamanın olanca hızına yetişmeyi düşünmeden, her anın güzelliğine inanarak. Her insan bir lütuftu belki, kıymet bilmeyi bilmese de, bunu öğrenmeliydi. Ama bilinmeli kıymeti, insan olmanın, bütün canlıların ve hayatın. Başka yolu yoktu, zamanı yenmenin. Sevmek... Sevebilmek erdemini tüm zamana, tüm canlılara yayarak, sevmek gerekti.
Zamana yetişebilmekteydi belki de asıl mutluluk. Her şeyi yerli yerine koyabilmekte ya da. Bu zaman yolculuğunda her zaman bir şeylere geç kalmışızdır. Ve en kötüsüdür, çok geç olması. Bir ince sızıdır, zamanı yaralayan, sessiz bir haykırış olarak kalır belki aynalar da... Ama kalır bir yerlerde, belki bir deniz kıyısında, yollardaki tek başına kalmış ağaçlarda, uzak bir dağın ufkunda, bakışlarla bırakılmış bir derin izlerle...
Zamana mı zamansızlıklara mı yenilmişti en çok ömür? Her ömrün yaşayacağı belli bir zaman vardı aslında. Belki bir gün yaşar, belki bir ay, belki de seneler... Sonra yine yenilir bir gün, zaman biterdi.
Her yenilgi de hayattan koptuğuna inansa da insan, aslında yeniden ve belki de daha derinden tutunurdu hayata... Zamanın iyileştireceğine inanarak ve umutla...