Lavinya Dergisi

HÜKÜMSÜZ
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”


Gecenin koynundan acımasız bir soru işareti düşüyor kucağıma
Saplıyor özenle yontularak sivriltilmiş kancasını
Hain bir hançer gibi,
Saplanan sırtıma…

“Hükmetmek mümkün müdür zamana?”
Acı bir tebessüm kuruluyor çatlamış dudaklarıma
Akrebin iğnesi
Sinsice batarken boğazıma…

Zaman, gaddar bir hükümdar…
Kabul etmez pişmanlığı…
Bazen de uçucu bir sabun köpüğü…
Çırpınıp giden ellerimizden…
Kaygan bir balık gibi,
Eksiliyor yaprakları takvimimizin,
Ömür dediğimizden…

Peki ya an?
O da zamanın içinde, zamanda pinhan…
Kanar ve kanatır, geçmez yapayalnız…
Yalın ayak dolaşırken hafızanın dikenli yollarında
Ve her adımında uzak düşerken can yongandan
Harlı bir hasret ateşinde kalırsın ıssız…

Iskalanan anlar sessiz bir feryat olur,
Düğümlenen boğazına teker teker gömülür
Gece olur, akreple yelkovan arasında durur da efkâr
Gün olur, tüm özlemin küçük bir günaydın’a sığar…


“Hükmetmek mümkün müdür zamana?”
Kalem kırılır, şiir düşer.
Soru hükümsüzdür.
Özlüyorsan, tüm anlar sürgündür.