Lavinya Dergisi

İŞTE O GÜNLERDEN BİRİNDE
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

İşte o günlerden birinde, hava güneşli, kuşlar cıvıltılı, çocuk sesleri, 'yavaş sallan düşersin' diyen anne seslerine gebe. Eros tüm hızıyla ok atma peşinde. Sümbüller parklarda, bahçelerde. Uzaktaki camdan; Türk sanat musikisi tınısı gelmekte. Seçemem acep kim söylemekte? Sadece duyarım ben. Bir de hayal kurarım. Elimde kâğıdım, kalemim düşlerimi hem yazarım, hem çizerim. Güneş tam tepede boy gösterince, çıkarırım bilmem ne markasından aldığım ayakkabılarımı ve kaktüs baskılı pamuklu çoraplarımı, basarım çimlere. Kâğıt helvamı da alırım elime. Nefes almadan yerim. Keyifle, heyecanla, sabırsızlıkla ve beklerim, beklerim... Neyi mi? Çocukların salıncaktan hevesini alıp sıranın bana gelmesini.
İşte o günlerden birinde, hava yağmurlu, kuşlar biraz daha az cıvıltılı, çocuk sesleri, 'fazla ıslanma üşürsün' diyen anne seslerine gebe. Eros yağmurun romantikliğine kapılmış dinlenmekte. Sümbül kokusu yerini toprak kokusuna vermekte. Uzaktaki camdan bu defa hicaz makamı tınısı yükselmekte. Seçemem acep kim söylemekte? Sadece duyarım ben. Yine hayal kurarım. Elimde kâğıdım, kalemim gökkuşağını hem yazarım, hem çizerim. Yağmur bulutları tepede dans edince, çıkarırım kırmızısına kanarak aldığım yağmurluğumu ve çiçekli tacımı, salarım saçlarımı meltemlere. Pamuk şekerimi de alırım elime. O yapışır ben yerim. Umutla, sabırla, şevkle ve beklerim, beklerim... Neyi mi? Çocukların salıncaktan hevesini alıp sıranın bana gelmesini.
İşte o günlerden olmayan bugün ise, hava ne yağmurlu ne de güneşli. Kuşlar sessiz, çocuk sesi de yok, anne sesi de. Eros bir yerlerde gizlenmekte. Sümbül kokusunu da, toprak kokusunu da ruhum hissetmemekte. Uzaktaki camdan musikinin tek tınısı gelmemekte. Bilmem ki neden böyle? Oysa sadece duyardım ben. Hayal kurardım. Elimde kâğıdım, kalemim salıncakları hem yazardım, hem çizer. Çocuklardan sıra bana gelince sallanırdım durmadan. Bazen yalın ayak, bazen rüzgârla dost saçlarımı savurarak. Kâğıt helvamla pamuk şekerimle. Bugün, bugün keyifsiz, huzursuz, mutsuz ve bekliyorum, bekliyorum... Neyi mi? Boş salıncakları. Önce çocukların doldurmasını, anne seslerini, güneşi, yağmuru, sümbül kokusunu, camdan gelen musiki tınısını, yazmayı, çizmeyi, hayal etmeyi. Alışkanlıklarımı! Beklerken hayatı izlemenin hazzını ve o ambiyansta sıranın bana gelmesini.