Lavinya Dergisi

FRİDA
Ayşe HAYMA

Ruhumuzdaki iyiliklerin silgi tozu gibi dört bir yana dağıldığı,o müthiş cömertlikte yaşanmalı..

Gövdesi kalın; yüzyıllardır hızla akan, suyunun sanıldığı kadar da temiz olmadığı bir dereye kuyusu olan bu yeşil ama baharda yapraklarını döken ağaçtı Kahlo’nun gözlerinde gördüğüm o mutat.
Ah! Açık alnı üzerinden kaşlarına dökülen o ince telli zülüfleriyle, gözlerimi böylesine kamaştıran; kulaklarındaki adeta bir tesbih büyüklüğünü sezdiren o halkalı küpelerle yaşardı, her sabah güneşle beraber yeniden doğmak istercesine...
Görünmeyenin ötesini böyle yazarak tahmin ediyorum ki, Kahlo’nun gücüne hayran bıraktığı milyonları divan durduruyorum. Ona sadece yukarıdan bakan yüksek bir zümreninse bu sözlerimle böylesi bir hamasi yapıyor olmam büyük saçmalık, kestirebiliyorum. Öyleyse haydi kulak kesilelim...
Bu portreyle; geçirdiği fiilen ve ruhen tüm acıları ,o açık alnını süsleyen ve mimik yapmaya ihtiyaç duyulmadan karşıya el sallayan koyu kaşlarının arasında sakladığını size de hissettiriyor mu? Tutkularıyla ve sevgisiyle var olduğuna inandığı ruhunu, her geçen gün yaralayan hadiseleri adeta boynuna taktığı inci üssü kolyesine sıralamış olduğunu hissettiriyor mu ? Kimilerinin ruhundaki renkte yakaladığı o rehaveti, dudaklarına konulamayan derin bir “oh” kelimesinde rengin en koyusuna bürünmüş haliyle yine kim bilir hangi acıyı hissettiriyor.
Evvela önce hissetmek. Anlattıklarıyla değil; bir çift buruk bakışı, kendiyle elif gibi dik durabilen başı, yalnızca koyu renge bürünen ve ciddiyetle bakan dudakları, tüm yaşanmışlıkların süsleyen koca taşlı kolyesiyle kederi teniyle erken yaşta tanıştırmak zorunda kalmış olan bu zarafeti...
“ O aşkın ,acının ve devrimin kadını”