Lavinya Dergisi

SEVGİNİN SON ÇÖZÜMLEMESİ
Ayşe HAYMA

Ruhumuzdaki iyiliklerin silgi tozu gibi dört bir yana dağıldığı,o müthiş cömertlikte yaşanmalı..

İnsanlığın somutlaşan başkaldırılarına uğramış bir azameti yaşıyor küreselleşen zavallı koca dünya. Ekşimiş, asabiyet dolu ellerin arasında; yer yer donuyor, sıklıkla yanıyor, sessizce ağlıyor, duyarsızlıklara haykırıyor. Uzak ülkelerden gelen gök gürültülerinin çağrısı; ruju ve rimelleri akmış ara sokaklarda çaresizce dolaşan kadınların soluklarından geliyor. Saymakla bitmeyecek üzüntülere maruz kalan evsiz bir köpeğin, soluksuz kalan bir kedinin ahı var.
Sahi hayatın nâzımı mıdır bu merhametsizlik, karakterlere nüfuz etmiş bu sebepsiz duyarsızlık?
İnsan ruhunu tamamlayan sahicilik ve kendindenliğin bu denli anlam ve amacından sıyrılmış olmasını; baş köşede varlığını koruyan ve yine insanların kalplerini dolduran para sevgisine kapatılmış karakterler olduğunu resmeden tablolar olduğunu görüyoruz. Öyle ki bu bir nevi ibadet halini almış, güçlü bir tapıcılık. Karakterize olmuş güçlü bir sevgi...
Bu güç durumdan, ancak şöylesi bir felsefi görüşle sıyrılabileceğimizi belirtmek istiyorum.
“Bilinçten yoksun insanın kendinde varlığı, bilinçli bir insanın kendisi için varlığı” insanı değiştirecek olan küçük bir görüşün varlığını; hayattaki tüm olumsuzluklara rağmen ancak doğru severek, gerçek okuyarak, çokça anlayarak benimsersek kalender kalabiliriz.