Lavinya Dergisi

ÇIKMAZ
Arşiv

Eski Yazar Yazıları

Bir yaz gecesi rüzgârda uçuşan tül kalbim. Avuçlarımın arasından kaybolan satırlarımı topluyorum. Yaldızlı gecelerde doldurduğum düşlerimi boşaltma zamanı gelmiş fark edememişim. Ne yazık, hayat yine karşımda kollarını bağlamış. Suskun bir çocuk gibi bakıyor gözlerime. Eksik, fazla sıralanmış önüme her şey. Bu kez seçme şansım var mı bilmiyorum. Ben ki mağrur bir güneş gibi parıldardım çoğu kez kaderin önünde. Şimdi değişen ben miyim yoksa o mu?
Günlük heveslerimizin sürüklediği yoldan sürerken adımlarımı sessizce, pamukların arasına sarıp büyüttüğüm umutlarımı incitmemem gerektiğinin farkındayım. Farklı bedenlere örselediğim kalbim pas tutmuş yaşlı bir saat. Salonda yıllardır aynı köşede duran ama varlığı bile unutulmuş. Keşke diyorum o saate her gözüm değdiğinde. Oysa en sevmediğim bu kelimeyi kullanmak acı vermiştir bana, tıpkı her batan güneşin ardında bıraktığı sisli kızıllık gibi.
Şimdi verilecek o görkemli kararlar eşiğinde sarpa saran yaşanmışlıklara veda etme zamanı. İçimde kopan çığlıklara tıkadığım kulaklarım ne zaman bu kadar düşman oldular bana? Kavgalarım arasına bunu da ekliyorum diğer tüm barışamadıklarımla beraber. Ve gitme vakti geldiyse elde kalanlarla ilk toparlanan bendim zaten yola revan olduğumdan beri.