Lavinya Dergisi
ZİHİN VE KAPANMAYAN İHTİMALLER
Zihin nedir? Zihin; düşünmeyi, öğrenmeyi, hatırlamayı, anlamlandırmayı, karar vermeyi ve hayal kurmayı sağlayan bilişsel süreçlerin bütünüdür.
Geçmişi değerlendirir, geleceği öngörmeye çalışır, olasılıkları hesaplar ve davranışlara yön verir. Önceliği mutluluk değil, güvenliktir. Bu yüzden eksikleri fark eder, riskleri hesaplar ve belirsizlikleri azaltmaya çalışır.
Tam da bu nedenle, tamamlanmamış işler, ertelenen kararlar ve cevabı olmayan sorular zamanla görünmeyen bir yük oluşturur. Psikolojide bu durum “Zihinsel yük” olarak adlandırılır. Bu yük yalnızca yapılacak işlerden oluşmaz. Verilecek kararlar, unutulmaması gereken ayrıntılar ve zihni meşgul eden “Acaba?“lar da onun bir parçasıdır.
İnsanı çoğu zaman yaptığı işler değil, taşımaya devam ettiği düşünceler yorar. Bunu gösteren ilginç bir psikoloji deneyi vardır. Araştırmacılar, bir grup üniversite öğrencisinden beğendikleri bir posteri seçmelerini ister. Öğrenciler iki gruba ayrılır. İlk gruba, seçtikleri posteri daha sonra değiştirebilecekleri söylenir. İkinci gruba ise verdikleri kararın kesin olduğu bildirilir.
İlk bakışta, seçimini değiştirebilen grubun daha memnun olacağı düşünülür. Çünkü seçeneklerin açık kalması güven veriyormuş gibi görünür. Fakat sonuç beklendiği gibi olmaz. Bir süre sonra yapılan değerlendirmede, kararını değiştirebileceğini bilen öğrencilerin seçimlerinden daha az memnun olduğu görülür. Çünkü zihin geride kalan ihtimali bırakmaz. “Acaba diğerini seçseydim?”, “Yanlış mı yaptım?”, “Değiştirmeli miyim?” Bu sorular, seçimin kendisinden daha fazla yer kaplamaya başlar.
Kararı kesin olan öğrenciler ise zamanla yaptıkları tercihi benimser. Dikkatlerini kaçırdıkları ihtimale değil, seçtikleri yola verir ve seçimlerinden daha fazla memnuniyet duyarlar.
Belki de huzur, bütün kapıları açık bırakmakta değildir. Bazen bir yolu seçmek ve o yola emek vermektir. Bir meslek, bir şehir, bir ev ya da bir ilişki… İnsan, sürekli geriye bakmak yerine seçtiğini sahiplenip emek verdiğinde daha güçlü bir bağ kurar.
Elbette hayat bazen yeni kararlar almayı gerektirir. Ancak değiştirilemeyecek olanı zihinde tekrar tekrar yaşamak, yalnızca yükü artırır.
Tevekkül de biraz bunu hatırlatır. Kişi elinden gelen gayreti gösterir; ardından olanın da olmayanın da bir hikmeti olabileceğine inanır. Sürekli “Ya şöyle olsaydı?” diye geçmişe dönmek yerine, bugünü yaşamayı seçer.
Çünkü insanı hafifleten şey, bütün cevapları bulmak değil; bazı soruları geride bırakabilmektir.
Ve belki de zihni en çok yoran, yanlış kararlar değil; kapanmayan ihtimallerdir.
