Lavinya Dergisi
İHTİMALLER MESAİSİ
Öyle bir farkındalık ki, bir yanı delilik diğer yanı ise dahilik. Sahi ben hangi yanına savruldum sonunda.
Modern zamanların en büyük yanılgısı, kibar görünmek adına ucu açık kapılar bırakmaktır. Oysa netlik, bir insanın diğerine borçlu olduğu en temel saygı ve haktır. Bu hakkın gasp edildiği her ilişki, taraflardan birinin iç dünyasında bir enkaz hazırlığıdır.
Çünkü insan zihni, en korkunç gerçekle bile savaşabilir; ancak "hiçlik" ve "belirsizlik" karşısında gardı düşer, sığınacak bir gölge bile bulamayacak hale gelir. Peki, neden dürüst bir "hayır", sahte ve ucu açık bir "belki"den daha değerlidir?
Bir ağaç olduğumuzu varsayalım. Köklü ve asırlık bir ağaç... Fırtınaların yıkamadığı, darbelerin deviremediği... Sonra bir kurt... Ağacın gövdesine yerleşir. O kurt; ne fırtına gibi gürler ne de balta gibi keskin bir darbe indirir. Sadece oradadır. Sessizce kemirerek ve en önemlisi kendini belli etmeyerek ilerler. Ağaç, dışarıdan bakıldığında hâlâ o görkemli, asırlık heybetini korumaktadır; yaprakları yeşil, dalları göğe uzanmaktadır. Ancak özü, o belirsiz kemirilmeyle çürümektedir.
İşte karşımızdakinden gelen "karışık sinyaller" dediğimiz o modern veba, tam olarak bu kurda benzer. Bir gün güneş açtıran, ertesi gün fırtına öncesi sessizliğe büründüren o tavırlar; insanı ne tam olarak yas tutmaya bırakır ne de gönül rahatlığıyla gülümsemeye. İçimizde kocaman bir belirsizlik çukuru oluşturur. Belirsizlik ise zihni sürekli bir "ihtimal" mesaisine mahkûm eder. Ve insan, hayali bir umudun peşinde koşarken aslında kendi çürümesine seyirci kalır. Sınırları çizilmiş bir acıyla baş edebiliriz; ama sınırları olmayan bir belirsizlik bizi sadece yok eder.
Netlik ise bir baltadır. Evet, can yakar. Gövdede derin bir yara açar, belki bir dalı koparıp atar. Ama ağaç bilir nereden yaralandığını. Bilir ki canı yanan yer burasıdır ve orayı onarmak için tüm gücünü o yaraya yönlendirir.
Sonuç olarak, kimseye "belki"lerin arkasına saklanmış bir enkaz borçlu değiliz. Karşımızdakine verebileceğimiz en onurlu hediye, ne kadar sert olursa olsun gerçeğin çıplaklığıdır. Çünkü dürüst bir "hayır", sahte bir umudun inşa ettiği o devasa yıkımdan her zaman daha şefkatlidir.
