Lavinya Dergisi

LEYLA
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”



Bazı hikâyeler bitti derken başlıyordu
Kalem kırıldı dediğimiz yerden…
Kör bir bıçak darbesi ve titrek bir el…
Sahi eğri büğrü yazılmış bir alın yazısı kaç hayat ediyordu?
Sadece yaşamalıydı bazen, sonunu bilmeden…
 
Yaşadı Leyla…
Otuz sekiz yıl…
Leyla yaşadı…
Tam tamına otuz sekiz yıl…
Hala hayatta…
Ezilerek kader yükünün altında…
On bir yılı parmaklıklar arkasında…
Kesik kesik etti ruhunu, o gri beton soğukluğu…
Toprağa hasret… Yaşamın kıyısında…
Böyle buyurdu ilahi kalemin boyunduruğu…
 
Leyla…
Bir kadın… Kendine küskün…
 
Leyla…
Bir anne…  Anneliği sürgün…
 
Leyla…
Bir mahkûm… Adaletin sustuğu…
 
Her şeyden önce
Leyla…
Bir insanoğlu… Tanrı’nın unuttuğu…
Bitti dediği yerde başlıyor onun hikâyesi
Kalem kırıldı dediğimiz yerden…
Beş yıl daha…
Ya sonrası Leyla?
 
Leyla…
Bir kardelen çiçeği…
Bastıran kışa rağmen çiçek açmayı bildi…
 
Şifa da olsun, yara açan zaman…
Dayan Leyla, dayan!