Lavinya Dergisi

EKİNOKS ZAMANI VE ÇİÇEKLENEN BAHAR DÜŞ(ÜNCE)LERİ
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

     Takvimler şimdi müjdeliyor: Bahar eşiği geçildi, gece-gündüz eşitlendi. Bundan sonra gökyüzü şenlenecek, toprak daha da bereketlenecek, dallar çiçeklenecek. Bir ümit işte… İçimizi üşüten soğuğa rağmen takvimlere inanmak istiyor insan! Ne de olsa bilir, yanılmaz zaman!

     Her mevsimin kendine has, ayrı bir ruhu var. Şimdi baharın sesi duyulmalı kapımızda. Kuş cıvıltıları yükselmeli ağaçlardan, canlanmalı doğa, kollarını uzatıp neşeye davet etmeli insanı. Belki uzun sürmüş ama zaruri sayılan bir uykudan uyandırırcasına… 

     Doğduğum topraklarda sisler içinde karşılıyorum ekinoksu. Gökle deniz birbirine karışmış, hava ile suyun kefeleri sanki dengelenmiş. Görünmez olmuş tepelere sıralanmış evler. Penceremde yağmur damlaları… Aklımda rötar yapan bahar… Kalbim başka diyarlarda… Her şey nasıl da gri! 

     Kuzeyden bir rüzgâr esiyor, durağanlığını kırıyor anın. Saçlarımın arasından geçip giderken zihnimi de çekiştiriyor peşinden. Düşüncelerim saçılıyor etrafa, parça parça. Eğilip tek tek toplamak istiyorum. Görüyorum ki tanıdığım bir sokakta fazlasıyla yabancıyım. Hâlbuki daha dün gibiydi çocukluğum. Büyüyor insan. Zamana yenik düşüyor. Adım attıkça arkamda kalıyor geçmiş. Her adımımda üzerimdeki ağırlığını hissettikçe anlıyorum aslında hiçbir şey geçmemiş. Tanıdık sokaklar, tanıdık evler, tanıdık suretler… Ama hepsi değişmiş. Hafızamın kuytularında koca bir boşluğa yuvarlanıyor anılar sessiz sedasız. Beklenen gelecek ise meçhul bir ihtimalde usul usul sallanıyor. Belirsizlik puslu…  

     Rüzgâra özeniyorum o an. Hız kazanmayı istiyor içim, mevsimin ruhu ruhuma dolanıyor.  Sırasıyla cemreler düşüyor düşlerime. Bekliyorum çiçeklenir diye düşüncelerim. Sisler yavaş yavaş dağılıyor o zaman. İşte karşımda yükselen tepeler, işte üzerindeki boy boy evler, işte yetişkin olmuş dünkü çocuklar… Her şey yerli yerinde şimdi. Her şey olması gerektiği gibi… Estikçe yerine yerleşiyor herkes… Hafızam keskinleşiyor, dönüp içine batıyor. Battığı yerden dallanıp budaklanıyor.

     Bakıyorum gecenin karanlığı gündüzün aydınlığı ile el ele vermiş. Işık ve gölge kol kola… İlginç bir ortaklık kurulmuş, zıtlıklar eriyor aynı potada. Merkezleniyor uçlar, yuvaya dönüyor uçup giden kuşlar… Dağılan sislerin ardında benimse çıplak kalıyor telaşım. Bir an ne yapacağımı, ne yöne gideceğimi bilemiyorum. İçimde filizlenen huzursuzluk için doğa her zaman en doğrusunu fısıldıyor kulağıma. Denge gerekiyor işte akıl ile kalp arasında da. İkisinin sesi buluşabilirse ortada, denk olurlarsa birbirlerine dinecek sızıları ruhumun. Yoksa bitip tükenmek bilmiyor savaşı insanın! Akıl ile kalp arasında sıkıştıkça sıkışıyor!  

     Bir ateşkes imzalanmalı! Doğanın dediklerine kulak veriyorum. Zaman neyi gösterirse göstersin, takvimler ne derse desin. Bana da bir ekinoks gerek, biliyorum. İşte o zaman beklediğim bahar gelecek! Bahçem yeniden yeşerecek! Fırçamı göğsüme daldırıp göğümü boyayacağım maviye! Aklımın semalarında kuşlar uçarken balıklar yüzecek kalbimin denizlerinde! Griler renklenecek! Ruhum şenlenecek! Az kaldı ha kızım, biraz daha sabret!