Lavinya Dergisi
BAHAR BAYRAMI
Kış, insanın içine kurduğu uzun bir cümle. Virgülleri eksik, noktası gecikmiş, anlamı biraz donmuş bir cümle… Günler, birbirine benzeyen gri paragraflar gibi akıyor ve insan, kendi iç sesini bile kalın bir paltonun altından duyabiliyor. Tam da alıştığını sandığı anda, bir yerlerde görünmeden çalışan bir şey başlıyor: çözülme.
Bahar, işte o çözülmenin bayramı.
Ama bu bayram, takvim yapraklarında yazmaz. Ne resmi bir tatildir ne de herkes aynı gün kutlar. Kimisinin içine bir sabah ansızın düşer; kimisinin yıllar sürer kapısına gelmesi. Çünkü bahar, dışarıda açan çiçekten önce, insanın içinde açmayı öğrenen bir cesarettir.
Toprak, kış boyunca susar. Üstü örtülür, bastırılır, sertleşir. Ama o sessizlikte bir hazırlık vardır. Görünmeyen kökler, karanlıkta birbirine tutunur. İşte insan da böyledir; en sustuğu, en içine kapandığı zamanlarda aslında en derin hazırlığını yapar. Kimse bilmez, hatta kendisi bile fark etmez bazen. Ama bir gün, hiç beklemediği bir anda, içinden ince bir filiz yükselir. Kırılgan ama inatçı.
Bahar Bayramı, o filizin ilk nefesidir.
Bu bayramda davullar çalmaz, ama kalp biraz daha farklı atar. Hava hâlâ serin olabilir, ama insanın içi hafifçe ısınır. Geçmişin ağırlığı, omuzlardan tamamen düşmez belki, ama yer değiştirir; artık taşınabilir bir şeye dönüşür. Ve insan, ilk kez yüküyle birlikte yürüyebileceğini anlar.
Belki de bahar, unutmak değildir. Hatırladığın her şeye rağmen yeniden yeşermeyi seçmektir.
Bir ağacın dalları düşün: Kış onları çıplak bırakır, rüzgâr serttir, gökyüzü acımasız. Ama ağaç, o dallardan vazgeçmez. Çünkü bilir; o çıplaklık geçicidir. İnsan da kendi kırılmış yerlerinden utanmayı bıraktığında, işte o zaman bahar yaklaşır. Çünkü en güzel çiçekler, en çok yara almış dallarda açar.
Bahar Bayramı, kusurlarınla barıştığın gündür.
Ve belki de bu yüzden, herkesin baharı farklıdır. Kimi bir vedadan sonra bulur onu, kimi bir başlangıcın eşiğinde. Kimi bir şarkıda, kimi sessiz bir sabah kahvesinde… Ama ortak bir şey vardır: İçine hafif bir umut sızar. Gürültülü değil, iddialı değil… Sadece oradadır. Ve yetmesi için bu kadarı yeter.
Çünkü umut, büyük cümleler kurmaz. Küçük ama kalıcı bir yer edinir.
Bahar Bayramı’nı kutlamak için kalabalıklara gerek yok. Bir pencere açmak yeter bazen. İçeri giren rüzgârla birlikte, kendine de biraz alan açmak… Eski düşünceleri, kırgınlıkları, “artık olmaz” dediğin ihtimalleri nazikçe kenara bırakmak.
Ve sonra, sessizce kendine şunu söylemek:
“Yeniden başlayabilirim.”
İşte o an, senin bayramındır. 🌿
