Lavinya Dergisi

BAHAR
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

        Bahar, yalnızca takvimde yer değiştiren bir mevsim değildir. Toprağın içinden sessizce yükselen bir yeniden başlama ihtimalidir. Kışın susturduğu dalların bir sabah ansızın yeşermesi, gökyüzünün biraz daha açık bir renge dönmesi, rüzgârın insanın yüzüne daha yumuşak dokunmasıdır.

İnsan böyle zamanlarda hayatın içinde yürürken bir an durur ve düşünür: “Sahip olunan şeyler ne kadar fark edilir?”
  

Çoğu zaman sıradan görünen küçük parçalar vardır: 

Sağlıkla atılan adımlar… 

Birinin elini tutabilmek… 

Sevilen insanların varlığı… 

Bir çocuğun sesi… 

Akşam eve dönüldüğünde pencerede yanan o ışık…

Gündelik hayatın alışılmış sahneleri gibi görünür bunlar. Oysa bir başkasının sessizce kurduğu hayaldir:

Yalnız biri için bir omuz…

Hastane odasında bekleyen biri için birkaç adım yürüyebilmek…

Evlat hasretiyle bekleyen bir kalp için “Anne” ya da “Baba” diye seslenen tek bir kelime…

Böyle düşününce hayatın tablosu değişir. Şükür kelimesi bir alışkanlık olmaktan çıkar; kalbin içinden geçen gerçek bir teşekkür olur ve evet, şükredenler bilir; çok şeye şükretmek gerekir.

Ama insanoğlunun kalbi yine de tuhaf bir yerdir. Elindekilere şükür, teşekkür ederken bile içinden yeni dilekler geçirir. Çünkü yaşamak biraz da ummak demektir. Bir günün, bir haberin ya da bir karşılaşmanın hayatı değiştirebileceğine inanmak gerekir.

Kimi bunu uzun süre bekler, kimi ise biraz daha az bekleyen şanslı nesildir. Belki de bu yüzden bazı cümleler insanın ömrüne sessizce yerleşir ve kişi kendini Nilgün Marmara’nın o cümlesinin içinde bulur. Döner, durur: “Beklentim yokmuş gibi davranıp, içime dünyalar kadar umudu sığdırmaktan yoruldum…”