Lavinya Dergisi

SERT ŞEHİR
Pelin ŞEHİDOĞLU

Sözcükler bir kaç hece lakin bilmezler ki bizim evrenimizde binbir gece.

Şehir sessiz değildir; sadece kulak vermeyenler duymaz. Işıkların arasında kaybolmuş insanlar, kendi çıkarları uğruna birbirini ezer, yalanlar ve suskunluklarla birbirini test eder. Sokaklar acımasızdır; güçlünün ayakta kaldığı, geri kalanların gölgede kaybolduğu bir arenadır.

Geceyi yalnız geçirmek, kendi ayakların üzerinde durmayı öğrenmek demektir. Sokak lambalarının titrek ışığında gölgelerle konuşur gibi yürürsün; kimse sana yol göstermez, kimse beklemez. Ama bazen bir adım ötedeki siluet, kalbinin ritmini değiştirir. İnsanların gerçek yüzlerini görmek kadar, birinin sana gerçek bir bakış atması da nadirdir—ve işte bu, şehrin sertliğini bir anda yumuşatabilir.

Hayatta kalan, hızını kesmeyendir; cesur olan, korkusunu görmezden gelendir. Ama aşk, şehirde bir zayıflık olarak gelir. Her dokunuş, her bakış hem huzur verir hem de hatırlatır: Bağlanmak, risk almak demektir; sevgi, seni savunmasız bırakabilir. Ve yine de bazen, yalnızlık yerine bir yüreğe güvenmek, tek başına yürümekten daha cesur bir eylemdir.

Şehir öğütür ama öğretir de. İnsanların maskeleri düşer, gerçek yüzler ortaya çıkar. Kim dost, kim düşman, kim yanında, kim arkanda—hepsi bir anda anlaşılır. Ve bazen, bu kaosun ortasında, beklemediğin bir aşk ışığı çıkar karşına; hem savunmasız hem de hayatta kalmanı sağlayan bir güç gibi.

Hayat serttir. Şehir daha da serttir. Ama aşk, doğru zamanda ve doğru kişide, tüm bu sertliği yumuşatır. Kendi sınırlarını bilip ona göre yürümeyi öğrenirken, birinin elini tutmak, en güvenli limanı bulmak gibidir. Şehrin kanunları basittir: Cesur ol, hızlı ol, sessiz ol. Ve belki de, kalbini de gölgeler arasında bir ışıkla buluşturacak kadar cesur ol.