Lavinya Dergisi
“KADINLAR GÜNÜ DEĞİL, KADINLARIN ÇIĞLIĞI”
Bugün çiçek istemiyoruz.
Bugün indirim mesajları, pembe afişler, yüzeysel tebessümler istemiyoruz.
Bugün hayatta kalmak istiyoruz.
8 Mart’ta “güçlü kadınlar” deniyor.
Peki güçlü olmak zorunda bırakılan kadınlardan kim bahsediyor?
İki gün önce bir öğretmen daha susturuldu.
Fatma Nur Çelik…
Bir kadın.
Bir eğitimci.
Bir insan.
Bir öğrencinin ellerinde hayattan koparıldı.
Bu nasıl bir cümle?
Bir öğretmen… öğrencisi tarafından… öldürüldü.
Kalem tutmayı öğrettiği eller, can aldı.
Güvenmeyi öğrettiği bir dünya, onu koruyamadı.
Biz kadınlar artık “güçlü” olmak istemiyoruz.
Güvende olmak istiyoruz.
Her sabah evden çıkarken konum atmak istemiyoruz.
Karanlıkta anahtarı parmaklarımızın arasına savunma niyetine sıkıştırmak istemiyoruz.
Bir mesajı yanlış anladığı için, bir “hayır” dediğimiz için, bir sınır çizdiğimiz için hedef olmak istemiyoruz.
Kadınlar Günü’nü kutlayamıyorum.
Çünkü bir kadının daha adı, istatistiklere eklendi.
Çünkü bir annenin daha yüreği söküldü.
Çünkü bir meslek daha kanla anıldı.
Öğretmenlik; sabrı, şefkati ve emeği temsil eder.
Bir öğretmenin öldürülmesi sadece bir kadının değil, bir toplumun vicdanının yaralanmasıdır.
Bu ülkede kadın olmak;
Her gün tetikte olmak demek.
Her gün hayatta kalma mücadelesi vermek demek.
Ve en acısı, öldürüldüğünde bile “neden?” sorusuyla yargılanmak demek.
Hayır.
Artık susmayacağız.
Artık sadece yas tutmayacağız.
İsimleri unutmayacağız.
Kadınlar çiçek değildir.
Toprağa düşmek için yaratılmadılar.
8 Mart bir kutlama değil, bir hatırlatmadır:
Eşitlik olmadan huzur olmaz.
Adalet olmadan güven olmaz.
Kadınlar güvende olmadan hiçbir toplum güçlü değildir.
Bugün çiçek değil, değişim istiyoruz.
Bugün alkış değil, adalet istiyoruz.
Bugün susmak değil, haykırmak istiyoruz.
Ve haykırıyoruz:
Bir kişi daha eksilmeyeceğiz.
