Lavinya Dergisi
ÖLÜMÜN DEĞDİĞİ HAYAT
" Çektiğin acının ve kalp kırıklığının dünya tarihinde eşi benzeri yok sanıyorsun ama sonra okuyorsun."
Ölüm insanın yakınına gelmeyince, anlamazmış insanoğlu ölümün ne demek olduğunu. Ben anladım. Yakınıma uğradı, amcamı kaybettim. O zaman anladım ölümün nasıl olduğunu, nasıl hızlı ve aniden geldiğini, ve geldiği kadar da hızlı geri gittiğini. Ardında kalanları nasıl yıktığını anladım. Herkesin yüzüne tek tek baktım cenazede, herkesin yüzünde ölümün parçası vardı. Nasıl da yıkmıştı herkesi, en üstün varlık olan insanın nasıl yerle bir oluşunu seyrettim.
Ölüm gittiği zaman tamamen gitmiyordu, parçalarını bırakıyordu. Bir tat bırakıyordu herkeste, acı bir tat. Her sabah uyandığında insan yutkunurken, her gece yatarken, ölümü hatırlıyordu. Her lokmasında tadını alıyordu. En tatlı lokmada bile arkadan vuran ince bir acıydı ölüm.
Sonra her şey anlamlı gelmeye başladı, aldığım lokmalarda lezzeti aradım, içtiğim suyun tadına daha dikkatli baktım, meyveleri yemeden önce koklamaya başladım. İnsanları gülerken dikkatlice seyrettim, her duygunun tadına varmaya çalıştım. Koşan çocuklara dikkatli bakmaya başladım ve bakarken tebessüm ettim çünkü o acı tadı bilmiyorlar, yaşasalar da kavrayamıyorlar. Anlam veremiyorlar. Her koşuşlarında saçtıkları neşenin ölümden haberi yok.
Yorulmanın, dinlenmenin, üzülmenin, gülmenin nasıl bir lütuf olduğunu öğrendim sonra. Ağaçtan düşen yaprağın hangi yöne düşeceğine baktım, gözyaşımın yüzüme değdiği noktaları hissettim. Bir kedinin kendini sevdirmek için gösterdiği çabalara, dalganın kıyıya vururken çıkardığı sese anlam vermeye çalıştım.
Yolda acelem olduğu için hızla yürürken birden durdum ve etrafa baktım, herkesin bir yönü vardı. Kimisi evine gidiyor, kimisi işe yetişmeye çalışıyor, kimisi de nereye gittiğini bile bilmiyordu. Onları bu yolda yürüten belki de bir gün duracaklarına olan inançlarıydı.
Ben dursam bile durmayan insanlar... Bana durduğum için sinirlenen amcalar... Bebek arabasında henüz ilk kelimesini söylemeden gülümsemeye başlayan bebeğin bana tebessümü... Hepsinin farkına varmaya çalıştım, çünkü bir gün tüm bunlar son bulacaktı.
O yaprak kuruyacak, o çocuklar büyüyecek, bebek konuşmaya başlayacak, kedi son nefesini verecekti. Bir gün bunları yazan kişi belki de benim ardımda bıraktığım kişiler olacaktı.
Sonra hayatım son bulduğunda bu dünyayı izleyebilme şansım olursa, seyredebileceğim şeyler bırakmak için yola çıktım. İşte şuan tam o yoldayım.
