Lavinya Dergisi
NE MAĞLUP, NE GALİP
Öyle bir farkındalık ki, bir yanı delilik diğer yanı ise dahilik. Sahi ben hangi yanına savruldum sonunda.
Kayıplarımı aldım önüme, kazançlarımı ekledim yanına. Bir geri çekilip uzun uzun baktım. İlk baktığımda kayıplarım, kazançlarımdan gözle görülür bir farkla fazlaydı. İçimde bir burukluk, anlamlandıramadığım bir hüzün kendini gösterdi. Boşa yaşamışlık hissiydi belki de…
Sonra bu his beni devirmeye, bu hayatın mağlubu olduğuma inandırmaya çalışırken bir şey oldu. Kayıplarım, kazançlarıma eklenmeye ve sayısı giderek azalmaya başladı. Anlamlandırmaya çalıştım. Biraz yaklaştım, gerçekten görmeye çalıştım. Ne oluyordu? Bu yer değiştirme neden oluyordu? Anlayamıyordum.
Kaybettiklerime baktım. Kaybettiğim şeyin ardından ne kadar üzüldüğümü düşünürken, bir kitap sayfası gibi kazandıklarıma çevrildi.
“Ama” diye başlayan bir cümleyle…
Dikkatle okumaya çalışarak bu akışı bir süre takip ettim. Kayıp tarafında; “değersiz hissettirildi defalarca. Bu yüzden birçok kişiden vazgeçti, birçok yerden uzaklaşarak yalnız kaldı.” cümlesi dikkatimi çekti.
Kazançlar cümlesine nasıl çevrileceğine dikkat kesilerek bekledim. Bu biraz uzun sürdü… Ve evet, sayfa kazançlar tarafına dönüyordu. Ama… bir daha kendi değerine bir başkasının gözünden bakmamayı öğrendi.
Bu cümleyle birlikte biraz oturup düşünme, hatta uzaklaşma ihtiyacı hissettim. Kaybettiğim her şey aslında bana yeni bir şey öğreterek beni daha da güçlendirmişti. Aslında kayıp, kayıp değildi… Her şey benim hayrıma olmuştu ya da olmamıştı.
Ben hayatın mağlubu değildim. Galibi de değildim, biliyordum…
