Lavinya Dergisi
YENİ BİR UFUK
Hayat bazen baktığımız yer ile gördüğümüz şey arasındaki mesafeden ibarettir. Çoğumuz önümüzdeki engellere, günlük telaşlara ve ayaklarımızın ucundaki toprağa bakarak yürüyoruz. Oysa bizi olduğumuz yerden daha ileriye taşıyacak olan şey, sadece adımlarımız değil, o adımların nereye varacağını bilme arzusudur. İşte bu arzuya biz vizyon diyoruz.
Vizyon, henüz var olmayanı zihinde görebilme yeteneğidir. Sadece bir hedef belirlemekten çok daha fazlasıdır; bir hayali, gerçekleşmesi kaçınılmaz bir geleceğe dönüştürme kararlılığıdır. Her büyük değişim, önce birinin zihninde bir kıvılcım olarak başlar. Bir ressamın boş tuvale bakıp bitmiş bir tabloyu görmesi ya da bir mimarın boş bir arsada yükselen binayı hayal etmesi gibi; insan da kendi hayatına bir vizyon kattığında, artık sadece yaşıyor olmaz, aynı zamanda inşa ediyor olur.
Peki, vizyon sahibi olmak neden bu kadar önemlidir? Çünkü ufuk çizgisi olmayan bir yolculukta insan çabuk yorulur. Küçük aksilikler büyük dağlara dönüşür, sıradan zorluklar yolun sonuymuş gibi görünür. Ancak uzaklarda bir ışığı, varılacak net bir limanı olan kişi için fırtınalar sadece aşılması gereken birer detaydır. Vizyon, karanlıkta yolunu kaybetmemeni sağlayan bir kutup yıldızı gibidir.
Vizyoner olmak için dahi olmaya gerek yoktur; sadece alışılmışın dışına çıkmaya ve "başka türlüsü mümkün mü?" diye sormaya ihtiyaç vardır. Kendi sınırlarını, başkalarının çizdiği çizgilerle değil, kendi hayallerinle belirlediğinde vizyonun genişlemeye başlar. Bugünün sınırları, dünün vizyonu kadardır; yarının sınırlarını ise bugünkü cesaretimiz belirleyecektir.
Unutmamak gerekir ki, dünya sadece görenler tarafından değil, uzağı görebilenler tarafından değiştirildi. Kendi hayatınızın mimarı olmak istiyorsanız, önce o hayatın nasıl görüneceğine dair bir resim çizin. Çünkü nereye gideceğini bilmeyen bir kaptana hiçbir rüzgar yardım edemez.
