Lavinya Dergisi
İSPAT ÇABASI
İnsan en çok, kimse talep etmediği hâlde kendini anlatmaya çalışırken yoruluyor. Bir bakışın ardına anlam yerleştirmek, bir suskunluğu açıklamak, yanlış anlaşılmamak için kelimeleri çoğaltmak… Hepsi aynı kaygının etrafında dönüyor: Görülme isteği. Onaylanma arzusu. Var olduğuna tanık tutulma ihtiyacı.
İspat çabası çoğu zaman yüksek sesle gelmez. Aksine, sakin ve ölçülü görünür. “Sorun yok” denirken bile bir şeyleri düzeltme telaşı vardır içinde. Çünkü insan, içten içe bilir; anlatmazsa eksik kalacak, savunmazsa haksız sayılacaktır. Bu yüzden en çok da kendini güçlü sananlar yorar kendini. Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışanlar. Her yanlış anlamayı düzeltmek zorunda hissedenler.
Bir noktadan sonra mesele doğru olmak olmaktan çıkar.
Mesele, anlatmayı bırakınca boşluğa düşecekmiş gibi hissetmektir.
Sanki susulursa, insan silinecekmiş gibi.
Oysa bazı yanlış anlaşılmalar düzeltilmemelidir. Çünkü herkesin anlayışı, kendi sınırları kadardır. Ve bu sınırları zorlamak, insanın kendi sınırlarını aşındırır. Sürekli açıklayan biri, zamanla neyi savunduğunu değil; neden hâlâ savunduğunu sorgular.
İspat çabası çoğu zaman geçmişten taşınır. Yarım bırakılmış cümlelerden, yeterince duyulmamış itirazlardan, “sen anlamazsın” denilen anlardan. İnsan büyür ama o cümleler büyümez. İçeride kalır, her fırsatta kendini dışarı atmak ister. Bugün verilen uzun açıklamalar, aslında dünün cevapsız sorularıdır.
En ağır olan da şudur:
İnsan bazen haklı olduğunu bildiği hâlde yine de anlatır.
Çünkü haklı olmak yetmez; kabul görmek ister.
Ve kabul, her zaman gelmez.
Zamanla fark edilir ki herkes için doğru olan tek bir hikâye yoktur. Senin gerçeğin, başkasının rahatına dokunuyorsa duyulmaz. O noktada anlatmaya devam etmek, sadece yorgunluğu derinleştirir. İnsan kendi sesini, başkalarının kulaklarında aramaktan vazgeçtiğinde rahatlar.
İspat çabası azaldıkça kelimeler yerini bulur.
Cümleler sadeleşir.
Suskunluk savunma olmaktan çıkar.
Belki de olgunluk, kendini anlatmayı bırakmak değil;
anlatılmadığında da var kalabildiğini fark etmektir.
