Lavinya Dergisi
TAKVİM DEĞİŞİR, İNSAN DEĞİŞMEZ Mİ?
Yeni yıl, insanlığın en ciddi şakasıdır.
Bir gecede takvim yaprağı değişir, insanlar sanki evrenle yeni bir sözleşme imzalamış gibi davranır. Oysa yılın rakamı değişir; insanın huyu yerinde durur. Yine de bu küçük illüzyonun içinde tuhaf bir kudret vardır: “Bu kez farklı olacak” deme cüreti.
Yeni yıl, umut dağıtmaz; umut talep eder.
Öyle mum üfleyerek, dilek tutarak değil. Hesap sorarak gelir. “Geçen yıl ne yaptın?” diye sorar. Kaç kez kaçtın, kaç kez sustun, kaç kez bildiğin halde görmezden geldin? Ve insan, bu soruların karşısında çoğu zaman susar. Çünkü susmak, yüzleşmekten daha konforludur.
Biraz serttir yeni yıl.
Şefkatli değildir. Kimseyi okşamaz. “Geçti artık” der ve kapıyı kapatır. Ardına bakmaz. Ardında kalanları toplamayı sana bırakır. Kırıklarını, yarım cümlelerini, tutulmamış sözlerini… Hepsini sen taşırsın yeni yıla. Yeni olan sadece zamandır; yük eskidir.
Ama işin içinde hafif bir huzur da vardır.
İnsan yine büyük laflar eder: “Bu yıl kendime öncelik vereceğim.”
Sanki önceki yıllarda başkalarına verilecek fazlalık bir hayatı varmış gibi.
Yeni yıl, bu cümleleri duyar ve sessizce güler. Çünkü bilir: Öncelik vermek, takvimle değil cesaretle ilgilidir.
Yine de…
Bütün bu sertliğin içinde gizli bir sihir vardır.
İnsan, bir anlığına da olsa kendini ciddiye almaya yaklaşır. Aynaya biraz daha uzun bakar. “Ben ne yapıyorum?” diye sorar. İşte tam orada, yeni yıl görevini yapmıştır. Çünkü değişim, cevapta değil sorudadır.
Yeni yıl bir vaat değil, bir sınavdır.
Geçer not almak için kusursuz olman gerekmez.
Sadece daha az kaçman, biraz daha dürüst olman yeterlidir.
Takvim değişir.
İnsan değişmez belki.
Ama isterse, yerini biraz daha sağlam basabilir.
Ve bazen bu bile yeterince yeni sayılır.
