Lavinya Dergisi
İNSANIN DOĞASI: ZORLAMAK MI BIRAKMAK MI?
Biz insanoğlu olarak nasibimizi zorlamayı çok severiz. Kaderimizde olmayan şeyi ısrarla elde etmek için çaba sarf ederiz. İlla onun bizim olması gerektiği düşünürüz. "Her şeyin bir yeri ve zamanı vardır" cümlesini elbette duymuşsunuzdur. Ama acaba kaç kere bunun ne demek olduğunu düşünmüşüzdür? Her ne kadar fazla düşünmesek de belli bir yaşa geldikçe bu sözü daha fazla düşünmeye ve anlamaya başlarız. Çocukken veya belli bir yaşa kadar sürekli bir şeyler elde etmek isteriz. Onu elde edemediğimiz takdirde ağlar, küser, trip atarız. İstediğimiz şeyi elde etmek için dualar ederiz. Fakat olmadığı halde hâlâ ısrarla çabalarız. Aklımıza hiç belki de nasibimiz değildir düşüncesi gelmez. Yalnızca istediğimiz onun bizim olmasıdır. Tabii ki bazılarımız aile yapısı, maddi durumu gereği her şeyi elde edebilmişken, bazılarımız o kadar şanslı olamayabiliriz. Daha doğrusu bu şans mı yoksa aksine şanssızlık mı orası tartışılır. Çünkü çocukluğunda sürekli bir şeyler elde edebilmiş, ailesine ya da sevdiği insanlara ağlayarak her istediğini aldırabilmiş insanlar, ileride ufacık bir yoksulluk çektiği zaman hayata küserler. Hâlbuki insanların yoksulluk içinde yaşadıklarından habersizlerdir. İstedikleri bir şeyi elde edemedikleri zaman dünyaları başlarına yıkılır. En dertli onlar olur. Zaten her istediğini elde edemeyen birinde ise durumlar biraz farklıdır. O da üzülür elbette lakin hayata küsmez. Aslında bunun olmasının her ne kadar çocukken üzücü olsa da yaşımız ilerledikçe gerekli olduğunu anlıyoruz. Çünkü artık bir şeyleri farkına varmaya başlıyoruz. Her istediğimizi elde edemeyeceğimizi, olmuyorsa belki de zorlamamamız gerektiğini öğreniyoruz. Bu zorlamama pes etmek anlamında değil, gerçekten olmayan bir şeyi zorlamamaktır. Çünkü nasip kısmet kavramlarını daha çok benimsemeye başlarız. Hayat bize öyle bir tokat atar ki belli bir yaşa geldikten sonra artık değil ağlayarak bazen çalışarak bile bazı şeyler elde edemeyeceğimizi anlarız. Bu tabii ki de üzücü bir şeydir fakat hayatın gerçeği bu iken bunu görmezden gelemeyiz.
Elbette herkes her istediği olsun ister. Bir şeylerden mahrum kalmamak, diğer insanlara gibi olmak ister. Bazen en ufak bir şeyi görüp ona imrenip almak istediğimizde ve onu elde edemediğimizde dahi hayal kırıklığı yaşarız. Fakat bazen imrendiğimiz şeyin bize gerçekten gerekli olmadığını, yalnızca geçici bir heves olduğunu elde edemediğimiz zaman anlarız. Tabii biz insanoğlu olarak her zamanki gibi elimizdekinin varlığına şükretmek yerine olmayana isyan ederiz. Ama o isyanın sonunda aslında hep bir iyi ki yer alır. Çünkü geç de olsa anlarız ki hayırlı olsaydı Allah nasip ederdi...