Lavinya Dergisi

‘AN’DA ZAMAN YOKTUR
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Zamanı bölüp parçalara ayıran zihnin prangalarından kurtulup gökyüzünün enginliklerine doğru özgürce havalanan bir kuş gibi olmak gerekiyor bazen. Rüzgarı teninde hissetmek, uçup gitmek bilmediğin diyarlara… Mavinin en güzel tonuna boyanmak baştan sona, selam vermek gökte kartopu gibi duran bulutlara… Özgürlüğü içine çekmek, özgürlüğün kendisi olmak hatta…
Akreple yelkovanın bitmeyen telaşından uzaklaştığında dinginleşiyor insan… Tüm planlardan uzak, sorumluluklara ara verip sığınabilmek küçük bir kaçamağa dindiriyor tüm savaşları… İçinden geldiği gibi arşınlamak sokakları, yabancılaştırmak her gün basıp geçtiğin kaldırımları, farklı gözlerle görebilmek tanıdığın duvarları… Başını alıp gitmek belki de hiç bilmediğin bir yere… Şehirleri duyabilmek, hayatın müziğinde keyifle dans edebilmek, sıcak bir tebessümle karşılayabilmek yanından geçip giden insanları…
Çoğaltmak gerekirken ufak ama devasa anlamlar taşıyan anları, zamanın yükü altında kalmışız. Ezilip büzülmüş, iç sesimizi duymaz olup kendimize sağır olmuşuz. Bırakalım geçmiş, geçmişte kalsın. Gelecek mi? Saatten gelen her tik tak, geleceği yok ediyor, o yüzden köpüklü bir sabun gibi kaygan, elle tutulamaz… Aslında bir sır bahşedilmiş bize, bir nimet, bir ödül değerini bilene… Şimdi tüm telaşlarının sesini kıs, kulak kesil hayatın kendisine…. İç sesimle sesleniyorum benliğine:
Sen plan yapıyorken hayatın da planları vardır.
Planlarınız uyuşmadığında dudağını bükme!
Akışına göre yaşayabilmek gerekir bazenl
Zamana bırak ama zamanı ıskalama
Ve zamanla savaşma,
Bilmelisin ki zamanı alt edebilmenin yoludur:
‘An’da zaman yoktur…
Yeri geldiğinde akreple yelkovan arasında kaybol
O ‘an’a teslim ol!