Lavinya Dergisi

RENKLİ SON'BAHARLAR
Ayşe HAYMA

Ruhumuzdaki iyiliklerin silgi tozu gibi dört bir yana dağıldığı,o müthiş cömertlikte yaşanmalı..

RENKLI SON'BAHARLAR
Ufacık bir yaprağın yere düşen ağırlığını hisseder bazen yürek,evren yasalarının bile en unutulmuşunu bulur bedenin. Yerde kapladığını alanı bulur,hesaplar ve yüreğine otutturur. Bazense bu döngüden habersiz;kulaklar tıkanır evrenin seslerine,nefesler durur. Sonbahar kışa vurur. Zemheriyi hisettirir. O an evrene baktığın tüm pencereler kapanır birer birer,son(baharın) yalnızca hüznünü taşıyan omuzlar küser umutlara. Sonda olan bir baharın kış olduğu an,umutlar da askıda kalır. Her şey donuk bir biblo kadar anlamsızlaşır. Oysa kahverenginin giyilebilir en guzel tonunu yaşıyor olmalıdır yürekler,çizilebilir en nazik yaprağa dokunur eller. Ten rengin atar kahve'rengiye,son olur gibi bahar olur fikirler. Soğuk bir renkten sıcak bir duyuş çıkar. Ve aslında anlamalıyız ki;evrene açılan her pencereyi ruhumuzla biz boyarız. Her rengin anlamı hissedilen an'dır.
His'edilen her güzellik,her yeni güne kendiliginden uyandığın uyku kadar derin olur. Öyle ki baktığın her pencerede hissettiğin şeyi görürsün. Bu yüzden mevsimleri sembolize eden renklere umutsuzluk katmak,onlara haksızlik etmektir. Unutmayın;hüzünlü bir sonbaharın kahverengi de pembe kadar cıvıltılı olmak ister...