Lavinya Dergisi

İÇİMDEKİ SES
Mehmet BOYACI

Kimseye sorma kimse bilmez bende ki seni, Yalnız sen okursun gözlerim de kendini..

İçimizde biriktirerek bir dert okyanusu haline getirdiğimiz sıkıntılarımız, yönümüzü tayin edecek bir hazinedir aslında. Kafamızı neye takıyorsak, bizim imtihanımız ve çıkış yolumuz o sıkıntı da saklıdır. Derdimizin dermanı derdimizin içinde gizli ve bizim bulmamızı bekliyor. Karanlık kuyulardan, ıssız gecelerden, kömür karası düşüncelerden bizi çekip çıkaracak olan o yolu bulmamız bizim elimizde ve içimizde. İçimizi bir dert kapladığı zaman hangi tarafa meylediyorsak yönümüz ve yolumuz zamanla hep o tarafa doğru ilerliyor. Kendi içimizde seçtiğimiz yol ne kadar doğru ne kadar yanlış diye tartmadan yaşamaya başlıyoruz. Olur olmaz şeylere üzülerek yönümüzü de hüznümüzü de ziyan ediyoruz. Oysa dert insanı Allah'a bir adım daha yaklaştıracak olan en mükemmel vasıtadır. Kendi içinde doldurup taşırdığın dert okyanusuna düştüğün zaman, bu benim imtihanım, bu benim derdim, bu benim çıkış yolum, bu benim Rahmana yakınlaşma aracım diye bakarsan derdine, işte o zaman dert sana derman olur. Kurtuluş reçetesi olur da derdine hayran olursun. Sıkıntıya düştüğün zaman seni o sıkıntıdan kurtaracak olan da içine düştüğün sıkıntıya verdiğin tepkidir. Mesele farkında olmak. Mesele sıkıntının içindeki Rahmeti görebilmek. Rahmetin içindeki Rahmanı görebilmek. Zerrenin içindeki kürreyi bilmek.

Kimisi içinde dert biriktirir, kimisinin derdi yüzüne vurmuştur. Bir garip geldiğimiz bu dünya da derdimizin de hüznümüzün de kıymetini bilelim. Hüzün bizim başımızın tacıdır. Çünkü alemlere rahmet olarak gönderilen  Hz. Muhammed Mustafa (sav) efendimiz 'Ben hüzün peygamberiyim' diyor, biz hüznü efkar zannedenlerden olamayız. Yüzümüzdeki hüznümüz bizim kalbimizde yanan ateşin bir göstergesi olmalı. Derdimizin dermanıdır içimizde yanan ateş. Ve biz içimizde biriktirdiğimiz dertlerimize en güzel dermanı, hüzün peygamberinin gittiği yolda giderek bulabileceğiz.