Lavinya Dergisi

ZAMANA TAŞINAN BENLİK
Burçin LAÇİN ALTAY

Ömrü ferahlatan mis kokulu sabahları duymak için, gerçek sevgiye ulaşmaktaydı hep umut.

Ruhumun kehanetinde melankoli ağrıları

Gaflete düşmüş kılıç keskinliğinde düşlerim

Kum saatinde ince ince zamanın geçişi

Bilincime sarı bir gökyüzü sunuyor

Sanki hep akşamüstü kızıllığına uyanıyorum

Küle dönen her ömrün zifiriliğinden geriye kalandır bu!

Doyumsuz karnım, doyumsuz aklım, doyumsuz kalbimle

Dargınım imkansızlığı icat eden fikirlere

Hiçliğin boşluğunda savrulurken hareketsiz zihnim

Düşmek birdenbire nasıl gergin bir eylem bende

Yerle bir olduğumda her seferinde

Topluyorum yer yüzüne dağılan parçalarımı

Puzzle gibi birleştiriyorum kendimi

(eksikli / eksiksiz)

Yıpranmış, ezilmiş, itilmiş ne varsa 

Biliyorum yine bana ait, yeniden bana dair…

 

Çünkü omuzlarım hep taşır beni akıp giden zamana…