Lavinya Dergisi

SEVDA GÖLÜ
Mehmet BOYACI

Kimseye sorma kimse bilmez bende ki seni, Yalnız sen okursun gözlerim de kendini..

Hani her şey üst üste gelir, bütün olumlu beklediğin ne varsa olumsuz sonuçlanır ya, elini attığın bütün kapılar sert bir şekilde suratına kapanır. Dost bildiğin, kardeşim dediğin herkes dışarı da yürüyen alelade bir insandan farkı kalmaz ya. Gittiğin bütün şehirlere yağmuru da götürürsün ya. Her şeyden ümidini kesersin. Güneşin doğacağına dair içinde ufacık da olsa bir umut olmadığı zamanlardan bahsediyorum. Tam bu sırada karşına küçük bir mucize çıkar. Tabii buna sen mucize dersin. İçinin karanlıklarına güneş gibi ışığını yansıttığı için. Kör kuyulardan seni bir sözü ile çıkardığı için. Geleceğe dair hayalleri, senin senelerdir geleceğe dair kurduğun bütün  hayallerle aynı olup, o hayallere ortak olduğu için. Sana sevgisi, saygısı, yaşantısı ile örnek olduğu için onun adı mucize olur. Senden başkası ona mucize gözlüğü ile bakmaz. Bir zaman sonra ona kimse bakmasın bile dersin. Senin mucizen o. Düştüğün bütün bataklıkları bilip 'onlar senin imtihanındı, belki de ben de senin imtihanınım o yüzden bu hasret kelimesine yakışır davranalım' der. İçini okur, kalbini bilir, kalbini sever. Senin yüzüne kapanan kapıların, daha hayırlı olanlarını birlikte açalım der. Seni bir sözü ile senelerce beklemeye meylettirir. Ucunda kavuşmak, ucunda vuslat varsa ve yol doğru bir şekilde ilerliyorsa beklemek kavuşmaktan daha lezzetlidir bekleyene de beklenene de de. Kalbini kaptırdıysan birine, onunla yatıp onunla kalkıyorsan, hasret yaktıysa yüreğini, ona kavuşmak için günleri sayıyorsun, sevda selleri almış seni sevda gölüne. Bu gölde boğulmamak istiyorsan yürekli olacaksın ve gözünü gönlüne girmek istediğinden başkasına çevirmeyeceksin.