Lavinya Dergisi

YABANCILAŞMAK ASIL MESELE
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Bir zamanlar karış karış bildiği, tanımaktan ziyade benliğinin bir parçasıymışçasına ait hissettiği şeylere bu kadar uzak düşebilir miydi insan? Zaman eritebilirken aradaki mesafeleri, bir atıma sığdırabilirken iki farklı yüreği; aynı zaman hünerini gösterip yabancılaştırabiliyordu insanları, yerleri, belki de nesneleri... Aslında belki de her şey aynıydı da duygulardı yabancılaşan... Hissedilen değiştikçe farklı geliyordu o bir zamanlar 'can' mertebesinde gördüğümüz...
Bir yerdir bu kimi zaman... Adım adım, önünüzde uzanan yolda yürüdüğünüzde anlarsınız eskisi gibi hissettirmediğinizi... Arşınladığınız sokaklarda ayak sesleri kulağınıza çalınır, yabancı gelir. Binaların gölgesi kol kanat gerecekmiş gibi üzerinize düşer ama bilirsiniz şefkat kokmuyordur artık. Sokak kedileri bile yabancılar sizi, onlar da kabul etmez kendilerine doğru yürüyen bu silüeti... Sokak aynı sokak, kaldırım taşları biraz daha yorgun, hepsi bu. Ama anlarsınız artık oraya ait değilsiniz.
Bir eşya da olabilir bu... Her gününüze eşlik eden, yanınızdan bir türlü ayıramadığınız... Ufak bir şeye yüklediğiniz devasa anlamın eseridir bu. Başka şeyler gibi bu da zamana yenilir. Değişiverir. Yüzünüzde acı bir tebessümle uzağa fırlatırsınız onu, bir daha görmek istemezsiniz. Yabancılaşmışsınızdır artık, yüreğinizin derinlerinden bilirsiniz o size ait değildir.
Kimi zaman da bir kişidir bu... İçinizden uğurladığınız... Zaman buna da el uzatır ve değdirir parmaklarını... Buğulu bir camda duran bir yazının üstünü karalamak gibi siliverir tanışıklık hissini... Yabancı kılar iki yüreği ve aşılmaz mesafelerle örüverir önlerini... Unutmaktan ziyade yabancılaşmaktır bunun adı.
Şimdi durup düşünün zamanın yabancı kıldığı o yerleri, o eşyaları ya da o kişileri... Unutmak mı? Evet, unutmak o hatıraların içini sızlatır. Anılar unutulunca yaralanır. Peki ya yabancılaşmak? Asıl yabancılaşmaktır o hatıraların canını alan, anıları kökten ortadan kaldıran...
Unutmayın ait hissetmediği yerde kalamaz insan... Taşınır başka yerlere, başka şeylere, belki de başka yüreklere...