Lavinya Dergisi

YILDIZLARA ELEJİ
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Bir sis bulutu geldi çöktü üzerime… Yağmur yüklü bulutlar gibi indiriverecek üzerime gözyaşlarını… Bir hayal kırıklığı batacak gecenin gerdanına ve zarif bir kolyeden kopan siyah inciler gibi saçılıverecek etrafa hüzün. Göğe yükselen ay, hasreti sırtlanacak ve etrafını saran yıldızlara anlattığı kara masallarla sarmayalacak her birini… Taşıyamayacak bu yükü yıldızlardan bazıları, o yüzden ayakları kayıp düşecekler semada… İşte bir yıldız daha kaydı ve avuçlarıma bıraktı yeni bir dilek hakkını… Sönüp giderken o yıldız, dilek dilemek alay etmek değil midir onunla? Ben yas tutacağım bu gece… O yıldıza… Ve ayakları kaydırılan bir zamanların parlak yıldızlarına…
Bir sis bulutu geldi çöktü üzerime… Titrek dudaklarından bir ağıt dökülecek gecenin… Yankılanacak sessizliğinde bu şehrin… Pencerelerine karanlık taşınacak her bir evin, ışıkları sönecek teker teker, kararan yıldızlar gibi… O zaman anlayacağım gökle yer işbirliği yapmış bugün… Bu anlaşmaya biat etmeyeceğim. Uyku girmeyecek gözüme, yeminliyim.
Bir sis bulutu geldi çöktü üzerime… Gözlerim açık… Avuçlarım bomboş… Ne göğe çevirebilirim, ne de yere indirebilirim başımı… Göğüs kafesimde çırpınan bir kuş serbest kalmak istiyor. Azat edeceğim onu, kalemimi kana bulayarak…
Batırdı kalemini göğsüne…
Bir kuş havalandı…
İşte üzerine çöken sis bulutu o an aralandı…
Bir yıldız daha…
Bir yıldız daha…
Bir yıldız daha kaydı…
Ve oturdu, yıldızlara eleji yazdı…