Lavinya Dergisi

ÇIĞLIK 3
Selin BEKTAŞ

Sevmek için sevilmeyi beklemeyin.

2.GECEM-

Saatin kaç olduğunu bilmiyordum, gündüz veya akşam. Gün boyunca zifiri karanlıktı burası.
Olay günündeki bebeğin çığlıkları esir etmişti beni. Bir an olsun sesler hiç durulmuyordu, acı acı çığırışları devam ediyordu küçük bebeğin.
-‘’Gerçekleri söyle. Yoksa burada çürüyüp öleceksin.’’
Fısıltı ile söylenen bu söz çok yakınımdaydı. Etrafıma bakınıyordum ama karanlık olduğu için bir şey göremiyordum.
Sessiz fısıltılar yerini yine acı çığırışlara bırakıyordu. Fısıltılar ve acı çığırmalar zihnimi ele geçirmişti.
-‘’Hadi. Çağır görevli canavarları alsınlar seni buradan yoksa aklını kaybedeceksin.’’
Burada benden başka birisi olmadığını biliyordum ama bu seslerin nereden geldiğini bilmiyordum.
Kafayı yemiş olmalıydım.
Duvarla temas kurarak kapıya doğru ilerlemeye çalıştım.
-‘’İfademi vermek istiyorum.’’
Gerçekleri anlatmamak için direniyordum ama zihnimi çığlıklar esir almıştı.
Belki ben de köpek tarafından yenilebilir, parçalanabilirdim. Bunun olmaması için bir neden yoktu. Çünkü buradaki görevli canavarlar sadece kendilerini düşünüyor ceza alan kişileri umursamıyorlardı.
-‘’2. Günde pes ettin.’’
Yüzünü göremediğim kişi kapının arkasından benimle konuşuyordu.
-‘’Aç kapıyı pislik.’’
Kapının açılmasıyla, tekrar karanlık ortam yerini aydınlığa bırakmıştı ve rüzgâr yine yüzüme vurmuştu.
Bu sefer köpekler ortalıkta görünmüyorlardı. Sanırım sadece geceleri gelip avlarını seçiyorlardı.
Gözlerimi ellerimle ovuşturduktan sonra aydınlığa adım attım.
Burayı ilk gördüğümde sayıca fazla olan görevlilerden 2 tane vardı. Birisi karşımda diğeri ise asansör kapısının tam orada duruyordu. Aynı şekilde ikisinin yüzleri belirsizdi.
-‘’Hadi acele et.’’
Uzun zamandır yemek yememiş ve su içmemiştim. İnsanlar resmen ölüme terkediliyordu burada. Karanlık hücreden çıktığımda arkamı dönerek kaldığım yere baktım.
Başımın dönmesiyle bedenim yerle temas etti.