Lavinya Dergisi

PÜSKÜLLÜ
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

‘Kelimelerin kısa’ dediler, ‘evet’ dedim. Kelimelerim
kısa... Çünkü; 'Ben yorgunum!' Ama onlara yorgunum demedim. Nicedir uzun
cümleler kurmuyorum. Hava sıcak, güneş tüm ihtişamıyla göz kırpıyor. Lakin ben
üşüyorum. Ayazdayım. Onlara üşüdüğümü de söylemedim. Ayazda oluşumu da. Yeni
bir şey değil ki ayazda oluşum. Ben hep ayazdaydım. Hep üşüyordum. Ama uzun
cümlelerim vardı eskiden. Bir sesim vardı benim. Püsküllü ile paylaşırdım uzun
cümlelerimi. Ah bez bebeğim! Sarı saçlı, yumuşacık. Basma elbiseli. Elma yanaklı.
O konuşmazdı. Sadece dinlerdi. Annem konuşurdu. Ben susardım. Babam konuşurdu.
Yine susardım. Ben konuşurdum. Püsküllü dinlerdi. Gürültülü bir evdi bizimkisi.
Herkes bağırırdı. Bağırdıklarında susardım. Ürkerdim. Çoğu zaman oymalı ceviz
masamızın altında bulurdum kendimi. Basma elbiseli bebeğimle. Basması
çiçekliydi. Kırmızı. Babam bağırırken ben Püsküllüye sessizce şarkı söylerdim.
'Bir küçücük aslancık varmış, kırlarda ko, ko koşup oynarmış. Babası onu çok
çok severmiş.' Annem bağırırken yine ürkerdim. 'Sen benim ca canımsın dermiş'.
Devam ederdim şarkıya. Uzun cümleler kurardım. Püsküllü dinlerdi. Bağırmazdı.
Bir tek o dinlerdi beni. O gürültüsüzdü.
Dedim ya gürültülü
bir evdi bizimkisi. Üşürdüm ben hep. Ceviz masanın altında olmadığımda, sıcacık
sobanın dibinde bulurdum kendimi. Ayazdı hep içim benim. Soğuktu ellerim.
Püsküllü sıcaktı. Sıcacık. O dinlerdi beni. Elbiseler dikerdim ona. Sarıp
sarmalardım. Oyun da oynardık biz. Ben hemşire olurdum. O hasta. İğne yapmazdım
ama şarkılarla iyileştirirdim. Bilemezdim babamın Püsküllüye bu kadar
kızacağını. Hep bağırırdı babam. Bağırırdı annem. Bu defa birbirlerine değil, o
kış günü bana yönelttiler öfkelerini. Bebeklerle konuşulmazmış. Hayali arkadaş
bulmuşum ben. Elimden almazlarsa hasta olacakmışım. Oysa hayal değildi O. Bana
bakıyordu. Sıcaktı soba. Hava ayazdı. Babam Püsküllüyü o sıcak sobaya attı.
Yandı Püsküllü. Konuşamadı. O sessizdi. Annem ve babam gibi gürültülü değildi.
Beni dinlerdi. Bağırmazdı. Elma yanaklıydı. Gitti Püsküllü. Çocuktum ben. Ürkektim.
Çok korkmuştum. İşte o günden beri çok daha kısa cümleler kurarım. Sessizce.
Çekinirim gürültülü olmaktan. Yandı Püsküllü. Soba sıcaktı. İçim ayaz. Hala
ayaz. Kelimelerim kısa. İnsanlar öfkeli. Cümlelerim yok. Üşüyorum. Yorgunum.
Şarkı da söylemiyorum. Bilmiyorum 'Sen benim ca canımsın' der miymiş?...