Lavinya Dergisi

VEFA SATIRLARI
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Vefa: “(sevgide) bağlılık” şeklinde açıklıyor Türkçe sözlük tüm yalınlığıyla. Sonra vefalı olmak; vefa duygusu, vefasız, ahde vefa gibi ekleri ile geliyor karşımıza. Her defasında selamlıyor ruhumuzu. “Dünya fani, kimsede vefa arama!” cümlesi çalınıyor kulaklarımıza. Nafile çaba! İnsanoğlu iyiye inanmakta. Mevlana’nın “Vefasızlara gitme onlar birer yıkık köprüdür.” sözüne sarılıyor ne de olsa. Gözler şevkle yazılanı okusa; yaradan’ a sığınsa. Güzel kelamlar her daim değer bulsa. “Hercaiden vefa gelmez.” diyen Aşık Ömer de hatırlansa. “Aradığımız bağlılık belki de kanadı kırık bir kuşun kalbinde saklı oysa. Veyahut İmdat!” diyen dostun başucunda. Yola seninle çıkanlara dön, vefa her birinin bağrında. Hasta o can yatağında çorbasını kaşıklamakta. Muhakkak yolu seninkiyle kesişmişti geçmişi yokla. Geçmez sandığın en zor anında. Sırrını verme vicdan terazisi çalışmayanlara. Aşk’ı parlak yapan taşıdığı saflıkta. Seni sen yaparken hayat denilen karmaşa. Uçurumda dahi şu elini bırakmayanlar var ya. Onlarla yaşa. Yaşlanmaktan korkma! Yetim saçı okşa. Muhabbet çıkar işte o zaman arşa. Hâkim ol diline. Vefa beklerken vefasızlık yapma. Bir kıvılcım yeter raydan çıkmaya. Öfkenle yakma! Yaranı iyileştireni sakın ola kırma. Kaburgalarındaki kırıklar değil yanacağın yer. Bil ki insanı en çok vefasızlık üzer. Vefa; elbette İstanbul’da bir semt diğer adıyla. Bozacısı da meşhur, bozası kış gecelerinde ağızda erir. Her karışı güzel, yedi tepeli şehir. Ne üstatlar, hikayeler biriktirir. Sen sen ol bunu da küpe yap kulağına. Nitelikte ya da nicelikte fark etmez yarışma işin erbabıyla. Satma uluorta caka! Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca yârin değeri kalmaz diyarda. Geceyi gündüze bağlayan güneş, sadıklara bir başka doğar ışıkla. Şefkat ve merhamet vefa ile kardeş, konuş sakınma. Bir yanlışa tüm doğruları karalama. Sana emanet edileni yorma. İnsanı kusurları başkalaştırır unutma. Hüner değil fen sahibi olmakta. Sözünün eri mi? Vefası var mı? Teraziye koy hepsini. İşte o vakit adaletin doğru tartmakta. Güzelliği gelip geçici say; kulda kanaatin tadına var. “Bülbülden vefa ummayın çünkü her dem başka bir gül üzerinde öter.” diyen Sadi’yi daima duy. Bu sözleri atma kulak ardına. Aleme değil hanene çevir yüzünü. Kalkarsan gitmeye düşün ardındaki güzü. “Taş yerinde ağırdır.” macera arama. Verdiğin sözlere hile katma. Kurdurduğun hayallere ihanet karıştırma. Ötelerde bildiğin cehennemi yabana alma. Vefa; insanın asaleti iki kelimeyle. Dön oku en baştan satır satır. Yoktur kayırma, kalma arafta. Her bir noktası vefaya uzanmakta. Temeli “bağlılık” ile örtüşmekte. Sarıl, sarmalan sen de o ulvi duygu ile. Bil ki mükafatın dünyada değilse bile, sonsuz alemlerin rabbinde…