Lavinya Dergisi

ÇIĞLIK
Selin BEKTAŞ

Sevmek için sevilmeyi beklemeyin.

Yolun nereye varacağını bilmeden
yürüyordum. Aklımdaki tek soru nereye varacağımdı.
Belki iyi belki kötü…
Saatin kaç olduğundan bir
haberdim. Havada bir hayli soğuktu.
GECENİN AYAZI.
Sokak lambasının yandığı küçük
bir ara caddeye adım attığımda, rüzgârın etkisini bütün vücudumda hissetmiştim.
Üzerimdeki montuma iyice
sarılarak yürümeye devam ettim. Sokağın sonunda iki üç köpek havlıyordu. Biraz
ürkmüştüm, onlarda benim gibi yalnızlardı galiba.
Yanlarına gittiğimde cebimde olan
elimi yavaşça çıkararak köpeğin başını okşadım, tepki vermemişlerdi. Acaba
üşüdükleri için mi bu kadar uysallardı?
Havanın soğuğuna aldırış etmeden
boynumda sarılı olan atkımı alarak yan yana yatmakta olan köpeklerin üzerine
serdim.
Oturduğum yerden doğrularak yine
bilmediğim varış yerine ilerliyordum.
Adımlarımı hızlandırdıkça soğuk
varlığını daha çok hissettiriyordu.
-Merhaba?
Adımlarımı yavaşlattığımda sağ
omuz köşemden ‘merhaba’ diyen kişiye bakmaya çalıştım.
-Sizi tanıyor muyum?
Bu sorunun cevabını çok merak ediyordum.
Birkaç dakika önce atkımı
üzerlerine serdiğim köpekler uğuldayarak yanımızdan geçmişlerdi.
Ne oluyordu böyle?
İçinde bulunduğum bu durum beni
fazlasıyla tedirgin ediyordu.
-Hey. Sana bir soru sordum?
Cevap gelmeyince koşar adımla
oradan uzaklaşmaya çalıştım. Geceyi geçireceğim bir yer bulmalıydım.
Güvenli ve aydınlık.
Karanlığı sevmezdim, sevemezdim
daha doğrusu.
Karanlık bana kötülüğü
anımsatıyordu. Bunun nedenini bilmiyordum ama her ne kadar belli etmesem de
korkutuyordu beni.
Belki de bana ‘merhaba’ demedi
kimse.
Belki de soğuktan halüsinasyon
görmüştüm.
Kimsenin uğramadığı bu sokaklarda
yapayalnız bir başımaydım. Gerçi ne zaman yalnız değildim ki?
Sokakta yankılanan çığlık ile
yerimde dona kaldım. İç çığlığım gibiydi.
Saniye saniye çığlığın sesi
yükseliyor ve hiç dinmiyordu. Bu sefer kendimdeydim ve bir terslik olduğunun
bilincindeydim.
Köpek uğultuları yeniden
yükselmiş çığlık ile birbirine karışmıştı.
Git gide yaklaşıyor gibiydi.
Bir an durdum ve etrafa baktım.
Kulaklarımda çınlıyordu ses. Buradayım, yanındayım diyordu. Ellerimle
kulaklarımı tıkayarak yere yumuldum.
Bu anı ilk defa yaşamıyor
gibiydim, hafızamda yer vardı.
Ve o çığlık yanı başımda
bitiverdi. Acı sesi vardı ama görüntüsü yoktu.
Sizce zihnin bir oyunu muydu bu an?